Her sabah sizin için bulut hazırlandığını ve yataktan kalkar kalkmaz başucunuzda bir bulutun asılı halde sizi beklediğini bilseniz ne yaparsınız? 

Bu soruya “Mutluluktan uçardım.  Bütün gün gezdirirdim. Koleksiyoncu olurdum. Üstüne tırmanır, içine gömülürdüm” yanıtını vermişseniz, ‘Bulut Takdir Etme Topluluğu’nun gönüllüleri arasında yer almaya hak kazandınız demektir. Bu yazı size göre. 

İlkbahar ayları bulut hasat dönemi. Nisan ise Türkiye’de bulutların en bereketli olduğu ay. Anadolu’nun dört bir yanından gün boyu binlerce bulut gelir geçer. Bulut hasadına başlamak isteyenler için kaçırılmayacak fırsat günleri.

Bulut hasadı dünyanın en zevkli işi. Yorucu değil; dinlendirici, keyifli, zevkli mi zevkli. Göğe bakma durağına gitmeniz, sırt üstü yatmanız, olta atmanız, avarelik yapmanız gerekmez. Ekipman istemez. Sadece biraz vakit, biraz dikkat, çokça seyir. Hepsi bu.

Bulut hasadı için dingin bir ruh hali, bakmasını bilen göz ve şükrü bilen bir kalp gerekir. Düş kurmadan, şarkı söylemeden, şiir okumadan bulut hasadına başlanmaz. İşe alınmak için kimsenin aracılığına ihtiyaç duyulmaz.

Hasat ettiğiniz bulutu para gibi biriktiremezsiniz, eşya gibi istifleyemezsiniz. Satamazsınız, tartamazsınız, ölçemezsiniz. Sahiplik mührünü basamazsınız. Tapusunu alamazsınız. Yine de bulut hasadı dünyanın en keyifli, en bereketli, en güzel işi.

Bulutlara Türkçe Ad Bulamamışız

Tüy topu, saç tutamı, yığın, kabarıklık ve katman kelimelerinin bulutların isimleri olduğunu bilmiyordum. Eğer siz bilenlerdenseniz çok şanslısınız. Benden bin adım öndesiniz. “Tabiat Bilgisi” ve “Coğrafya” derslerime giren hocalarıma ne kadar sitem etsem azdır. Bana bulutların isimlerini öğretmişler ama Türkçesini söylememişler. Bilseler söylerlerdi. Demek ki onlar da bilmiyormuş. Öğrenmenin yaşı yok. Şimdi öğrenmenin zamanı. Oysa bulut kelimesi Türkçe kökenli. Eski Türkçe ‘bulıt’ sözcüğünden dönüşmüş. Buhar ve buğu ile ilişkili.

Bulutlar, Dünya yaratıldığından bu yana gökyüzünü süslüyor. Bulutlara isim verilmesi ise henüz çok yeni. 221 sene olmuş. Bulutların isim babası Londralı bir eczacı ve amatör meteorolog Luke Howard’mış. 

Luke Howard, 1803’te “The Modifications of Clouds” (Bulutların Modifikasyonları) adlı kitabını yayımlamış. Kitapta incelediği çeşitli bulut yapılarını adlandırmış. Kullandığı terimler meteoroloji camiası tarafından kabul görmüş. Luke Howard’ın bulduğu isimler bugün hâlâ dünya çapında kullanılmaktaymış. 

Cirrus, stratus, cumulus… Masmavi, pırıl pırıl gökyüzünde alımlı tablolar oluşturan bulutların Latince kökenli, dilimizin zor döndüğü üç temel adı. 

Luke Howard, bulutları üç ana gruba ayırmış ve her grup için Latince bir isim bulmuş. Cirrus (Sirüs) Latincede tüy topu, saç tutamı anlamına geliyormuş. Atmosfere yakın olan bulutlar bu kategorideymiş. Stratus, katman, kabarıklık anlamına geliyormuş. Yaygın ve gri renkli bulutlarmış. Cumulus (Kümülüs), Latincede yığın demekmiş. Bunlar, biraz daha yere yakın, pamuk görünümlü bulutlarmış.

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO), Luke Howard’ın sınıflandırmasını, cins adı verilen 10 ana bulut grubu oluşturacak şekilde genişletmiş.

Bulut Takdir Etme Topluluğu

Luke Howard’ın hemşehrisi, yine bir İngiliz olan Gavin Pretor-Pinney, 2005 yılında Bulut Takdir Etme Topluluğu kurmuş. Bulut sevgisini paylaşan insanlar bir araya gelmiş, 120 ülkede binlerce üyeye ulaşmışlar. Üyelerin hepsi bulutların doğanın en dinamik, çağrıştırıcı ve şiirsel yönü olduğu inancında birleşen kişilermiş. Uçuk bir topluluk olarak damgalanmamışlar. 

Bulut Takdir Etme Topluluğu’nun kurucusu Gavin Pretor-Pinney, grafik tasarım işi ile uğraşmış, dergicilik yapmış. 2003 yılında Roma’ya gitmiş, yedi ay kalmış. Müzeleri, kiliseleri gezmiş. Dinsel sanatı çok sevmiş. Tablolardaki ve fresklerdeki bulut resimleri dikkatini çekmiş. Roma’da bulut göremeyince şaşırmış. Londra’nın bulutlarını özlediğinin farkına varmış. 

İngiltere’ye döndüğünde bulutlarına kavuşmuş. Sonra da vaktini onları öğrenmeye ayırmış. Türlerini, bilimsel isimlerini ve onları oluşturan atmosfer koşullarını araştırmış. Kısa sürede bulut uzmanı olup çıkmış ve her yerde bulutlar hakkında konuşmaya başlamış.

Gavin, 2004’te Birleşik Krallık’ta Cornwall’da bir edebiyat festivaline davet edilmiş. Yapacağı konuşma için ilgi çekici bir başlık düşünmüş ve “Bulut Takdir Etme Topluluğu Açılış Konuşması” başlığında karar vermiş. 

Katılım beklenenden kat kat fazla olmuş. Salon tıklım dolmuş. Birçok kişi konuşmayı ayakta dinlemiş. Konuşmanın sonunda insanlar Gavin’e, topluluğa nasıl üye olabileceklerini sormuşlar. Gavin, “Ben de bilmiyorum. Çünkü böyle bir topluluk daha kurulmadı” demiş. Gavin, “Bulut Takdir Etme Topluluğu”nu (The Cloud Appreciation Society) 2006 yılında kurmuş.

Topluluğa dünyanın her yanından üye olunabiliyormuş. Üyelik ücreti ilk yıl için 34,5, daha sonraki yıllar 27,5 Sterlin. Üyelere, üyelik rozeti, üyelik sertifikası, bulut tanıma çarkı, her gün “Günün Bulutu” elektronik postası ve bulutlarla ilgili kitap, tişört, şapka, çıkartma vb. ürünlerden yüzde 10 indirim imkânı sağlanıyormuş.

Üyeler, dünyanın değişik yerlerinde gördükleri bulutların resmini çekip yolluyorlar. Bu fotoğraflar topluluğun web sitesinde yayınlanıyor. Üyelerin posta kutularına her gün bir bulut fotoğrafı yollanıyor. Topluluk bulutlar konusunda kitaplar yayınlıyor, eğitimler veriyor. Her yıl üyelik aidatlarının yüzde 5’i uygun görülen bir hareketi desteklemede kullanılıyor. 

Topluluğun Bildirisi

Topluluk, bulutlar hakkındaki görüşlerini bir bildiri ile şöyle duyurmuş:

Biz bulutların haksız biçimde kötülendiğine ve onlarsız bir yaşamın, ölçülemeyecek türde yoksul bir yaşam olacağına inanıyoruz.

Bulutların, doğanın bir şiiri olduğunu düşünüyoruz. Bulutların doğanın en eşitlikçi gösterisi olduğuna inanıyoruz. Çünkü herkes bulutları her an (bedelsiz) seyredebilir.

Mavi gökyüzü düşüncesi ile gördüğümüz her yerde çarpışmaya and içiyoruz. Çünkü günler boyu bakacağınız monoton (mavi) gökyüzü sıkıcı olacaktır.

Bulutların, atmosferin ruh halinin bir göstergesi ve bir kişinin yüz ifadesini okumak gibi olduğunu hatırlatmak isteriz.

Bulutların düş-kuranlar, hayal edenler için olduğuna ve onlara dalıp bakmanın ruha faydalı olduğuna inanıyoruz. Onlara baktıklarında bir şekil görenler, psiko analiz faturalarından tasarruf etmiş olurlar.

Ve dinleyen herkese şunu diyoruz: Yukarıya, o sonsuz güzelliğe bakın. Başınız bulutların üstünde olarak yaşamayı hatırlayın her zaman.

Orhan Veli’nin Bulutu

Türkiye’de Orhan Veli’nin “Kuş ve Bulut” adlı şiiri Varlık Dergisi’nde yayınlandığında tarih 15 Mart 1940’ı gösteriyordu. Bulut Takdir Etme Topluluğu’nun kurulmasına daha 66 yıl vardı. Orhan Veli 

“Kuşçu amca!
Bizim kuşumuz da var,
Ağacımız da;
Sen bize bulut ver sade,
Yüz paralık.”

dediği şiirinde bulutu Kuşçu amcadan istemiş. Vakti olsa, Bulut Takdir Etme Topluluğu’nu kurar, gariplikten kurtulurdu. 

Orhan Veli, adı garibe çıkanlardandı. Oysa onun gariplikle uzaktan yakından ilgisi yoktu. O, eskiler alıyordu, şiirler yazıyordu. “Eskiler alıyorum/ Alıp yıldız yapıyorum/ Musiki ruhun gıdasıdır/ Musikiye bayılıyorum./ Şiir yazıyorum/  Şiir yazıp eskiler alıyorum/  Eskiler verip musikiler alıyorum.” diyen biriydi. Bir buluta kaç şiir verirdi? Bir şiire kaç bulut koyardı? 

Bulut Takdir Etme Topluluğu’nun sloganı: “Bütün bulut severler birleşin!” Slogan tam bana göre. Bir bulut sever olarak, bulutların türünü, cinsini ayırt etmem. Bulut olsun da nasıl olursa olsun! 

“Hava mis, tek bulut yok. Güneş pırıl pırıl” diyenlerden, pamuk yığınlarından, bereket yüklü kara bulutlardan, ufukta ve şafakta alev alev tutuşan tabiat harikalarından şikayet edenlerden uzağım. Bulutlu hava kadar ilham verici, ruhu dinlendirici bir güzellik tahayyül edemem.. 

Bence, 21. yüzyılın en önemli buluşu ve topluluğu, bulutçuları birleştirme fikri üzerine kurulan Bulut Takdir Etme Topluluğu’dur. Topluluğun web sitesi, kurulduğunda Yahoo tarafından “Yılın En Tuhaf ve Muhteşem Sitesi”ilan edilmiş. 

Bulutçular, internette www.cloudappreciationsociety.com adresinde buluşuyorlar. Buradaki forum bölümünde, birbirleriyle yazışıp, bulutlarla ilgili fikir alışverişinde bulunuyorlar. Sitede ayrıca üyelerin çektiği bulut fotoğrafları, bulut tabloları ve bulut üstüne yazdıkları şiirler de yayımlanıyor. Her ay bir fotoğraf “Ayın Bulutu” seçiliyor.

Can Yücel’in “Mal Beyanı’nda bulut olduğunu duymuş muydunuz? Şiir şöyle başlar:

“Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen,/ Gökyüzünde bi bulut,/Bitlis’te beş minare.”

Can Yücel’in “Mal Beyanı”nı okursanız Karun’dan zengin olduğunu görürsünüz. Şair olup da yoksulluk çeken biri daha dünyaya gelmemiştir. Şairler hayal zenginidir, sözcük milyarderidir. Dünya onlarındır. Bulutlar, yağmur, kar, güneş, toprak, kuşlar, dünyanın tüm güzellikleri şairlerindir. Bulutlu günler dilerim.

Not: Medine’de Bulut Mescidi vardır. Ayrıca Hz. Muhammed’i takip eden bulut olduğu rivayet edilir. Hz. Muhammed (Sav) dokuz veya on iki yaşında iken amcası Ebû Tâlib kervanla Suriye’ye giderken yeğenini de yanında götürmüş. Kervan Suriye’nin Busrâ şehrinde konaklamış. Buradaki bir manastırda yaşayan Bahîra adlı rahip, bir bulutun Hz. Muhammed’i takip ederek onu gölgelediğini fark etmiş. Rivayete göre, Bahîra, bulutun peygamberimizin altına oturduğu ağacın dallarının üzerine doğru eğildiğini de görerek iyice heyecanlanmış. Bu olayı merak edenler TDV İslam Ansiklopedisi’nden devamını okuyabilir.

CEVAP VER