CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin, toplumun yarısını düşman, yarısını dost ilan etmesi halinde toplumun ayrışıp, bölüneceğini belirterek, kimsenin buna hakkı olmadığını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğinin, toplumun yarısını düşman, yarısını dost ilan etmesi halinde toplumun ayrışıp, bölüneceğini belirterek, kimsenin buna hakkı olmadığını söyledi.

Grup konuşmasında kadınlara seslenen Kılıçdaroğlu, gelecek süreçte kadınların da sorumluluğunun olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, her annenin çocuğuna güzel, özgürce, huzur içinde yaşayacağı, işinin olduğu bir Türkiye istediğini belirterek, annelere, “huzur” sözünü verdi.

“Birlikte yaşamak varken neden kavga, birbirimizi dinlemek varken neden kutuplaşma? Bir anayasa değişkliği yapılıyor, toplum ikiye bölünmüş vaziyette. Neden?” diye soran Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliklerinin bayram havası içinde kabul edilmesi gerektiğini bildirdi. Kılıçdaroğlu, çünkü bu anayasanın herkesin anayasası, geleceği, güvencesi olacağını vurgulayarak, “Ama o anayasa değişikliği toplumun yarısını düşman, yarısını dost ilan ederse toplum ayrışır, bölünür. Buna kimsenin hakkı yoktur. İstiyoruz ki oturalım birlikte düşünelim, karar verelim, tartışalım, birlikte daha güzelini bulalım. Birlikte çalışmak, birlikte düşünmek, konuşmak varken neden kavga, ayrışma, bölünme? Bölünmeyelim doğusu da batısı da güneyi de kuzeyi de bizim; kadını da erkeği de bizim, çocuklar hepimizin. Niye ayrışıyoruz?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Bursa-Ankara karayolunda kadın işçileri Ankara’ya taşıyan otobüsün devrilmesi sonucu 7 kadının hayatını kaybettiğini, 35 kadının yaralı olduğunu anımsatarak, ölenlere Allah’tan rahmet, yararılara acil şifa diledi.

Kılıçdaroğlu, bugün anneler için konuşmak istediğini belirterek, her annenin evinde huzur olmasını istedi. Kılıçdaroğlu, evde huzur varsa mahallede, mahallede varsa o şehirde, o şehirde huzur varsa Türkiye’de huzurun olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, huzurun yolunun, beraber yaşamakta olduğuna dikkati çekti.

Ekonomide parlak bir tablonun bulunmadığını, 6,5 milyon kişinin işsiz olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, bir yere gittiğinde ceplerinin, çocuğuna iş isteyenlerin küçük kağıtlarıyla dolduğunu bildirdi. Bir annenin en temel sorununun bu olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “15 yıldır bir parti iktidarda, 15 yıldır sürekli istikrardan, kişi başına geliri artırdığından söz eder. Anneler, ‘Benim çocuğum niye işsiz, komşumun çocuğu niye işsiz, öğretmen ataması niye yapılmadı?’ diye sorun.” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, enflasyonun çift haneli olduğunu belirtti. Çok sayıda kadının asgari ücretle çalıştığını aktaran Kılıçdaroğlu, 2017’de asgari ücrete yüzde 8 zam yapıldığını anımsattı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Son fiyat artışlarına bakalım, ulaştırmadaki zam yüzde 17,96, sağlıkta yüzde 12,53, eğitimde yüzde 9,33. Asgari ücretle verdiğinizi, kaşıkla verdiğinizi kepçeyle aldınız. Asgari ücretli kadın kardeşlerime sesleniyorum, sana verdiklerini daha fazlasıyla, zamla geri alıyorlarsa sen artık bu düzene hayır demek zorundasın. Bu düzen senin değil; ağaların, Ankara’daki beylerin düzenidir. Bizim savunduğumuz düzen halkın, milletin düzenidir. Esnafın durumu pek parlak değil. Sözde sicil affı getirdiler, kanunda ‘Bankalar, kara listeyi dikkate almayabilir.’ deniliyor. Bunun yerine, ‘Bu dikkate alınmaz.’ denilmeli.

Bizim çocuklarımız işsizken Suriye’den gelenlere iş kapısı açan düzen adil, hakça düzen midir? Suriyelilere vatandaşlık vereceklerini söylüyorlar. Ben de çağrı yaptım. ‘Her konuda biz milletin iradesine güveniyoruz’ diyorsunuz. Sayın Erdoğan, Sayın Binali Yıldırım, gel beraber referanduma gidelim, millete soralım Suriyelilere vatandaşlık verelim mi vermeyelim mi? Bu konuda hiç konuşmuyorlar. Sen referandum demiyor musun işte referandum konusu. Millet yanılmaz, şaşmaz. Gel beraber soralım, ses çıkmıyor. Sayın Yıldırım çok açık, net çağrı yapıyorum, bununla ilgili parlamentoda her türlü desteği vermeye hazırız. Suriyelilere vatandaşlık verilirsin mi verilmesin mi, vatandaşa soralım.”

Dış politikanın tam bir felaket olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, devleti yönetenlerin, liyakatlı insanlarla çalışıp, uzun tartışmalarla, bütün alternatifleri düşünmesi, üç adım sonrasına bakması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nın bir sabah, “Rakka’ya gideceğiz”, öğleden sonra “Mümbiç’e gideceğiz”, akşama doğru “Hem Rakka hem Mümbiç’e gideceğiz” dediğini iddia ederek, “Siz nereye gideceksiniz, kime danıştınız, bu kararları nasıl veriyorsunuz?” diye sordu.

Devletin böyle yönetilmeyeceğini öne süren Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi:

“Ecevit’i düşünün, Kıbrıs’a çıkarma yaptığında kimsenin haberi olmadı. Türk askeri Kıbrıs’a indi ve sonra ‘Türk askeri şu anda Kıbrıs’ta’ açıklamasını yaptı. İşte devlet böyle yönetilir. Devlet yönetmesini bilmiyorlar. Devlet böyle yönetilmez, böyle yönetilmediği için zaten bugün büyük bir çıkmazın içinde. Her gelen tokat atıyor, umudu bağlamışlar, rüzgar nereden esiyorsa oraya dönüyorlar. Bir bakıyorsan Trump’tan bir bakıyorsun Putin’den yanalar. Sen Türk milletinden yana ol.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, iki bakanın Almanya’da konuşma yapmasına izin verilmemesini de değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, bu durumun, hem kendileri hem de iktidar tarafından tepkiyle karşılandığına, iktidarın çok ağır eleştiri getirdiğine işaret etti.

Bir konu eleştiriliyorsa önce kendilerine de bakmaları gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “İğneyi kendine batır çuvaldızı öbür tarafa batırabilirsin.” dedi.

Konuşmasında Bulgaristan’dan örnek veren Kılıçdaroğlu, hem Türk hem Bulgar vatandaşı, Bulgaristan-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Erdinç İsmail Hayrullah’ın, seçimlerde partisine oy istemek için Türkiye’de propaganda yapmasına izin verilmediğini, Dışişleri Bakanlığınca yasaklandığını ifade etti.

“Sen Almanya’ya giderken tepki veriyorsun, aynı şeyi sen yapıyorsun. Bir Türk vatandaşının Bulgaristan’dan buraya girişini yasaklıyorsun. Belgesi de bu.” diyen Kılıçdaroğlu, kürsüden elindeki kağıdı gösterdi.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na, “Bu Türk vatandaşının, Türkiye’deki çifte vatandaş olan insanlara kavuşmasını, gelip propaganda yapmasını hangi gerekçeyle kabul etmiyorsunuz, hangi gerekçeyle Türkiye’ye girişini yasaklıyorsunuz?” diye soran Kılıçdaroğlu, şu görüşlere yer verdi:

“Almanya’ya kızıyorsunuz, daha kötüsünü siz yapıyorsunuz, bu olmaz. Siyaset çifte standartı kaldırmaz, siyasette çifte standart olmaz. Nasıl Türkiye’yi ayrıştırıp, kutuplaştırıyorlarsa Bulgaristan Türklerini de ayrıştırdılar, Halk ve Özgürlükler Partisi karşısına Dost Partisi’ni kurdular. Dost Partisi’nden olanlar Türkiye’ye girebilir, Hak ve Özgürlüklerden olanlar Türkiye’ye giremez… Böyle çifte standart olur mu?”

Devleti devlet yapanın adalet, hak, hukuk olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Kadıyı satın aldığın gün adalet ölür, adaletin öldüğü gün devlet ölür.” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir haftalık çocuğun annesinden koparılması, komutan emrettiği için dışarı çıkıp linç edilen erin hakkının aranmaması halinde o ülkede adaletin olmadığını iddia etti.

Türkiye’yi yönetenlerin, “Sorunları çözeceğiz de önümüzde engeller var.” dediğini belirten Kılıçdaroğlu, annelerden, “Bu sorunları çözmek için sizin önünüzdeki engel ne, kim engel oluyor?” diye sormalarını istedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yaşadığı sorunların kaynağının; ülkeyi yönetenler ve onların aldıkları kararlar olduğunu söyledi.

İşsizliğe, yoksulluğa, ekonomide alınan yanlış kararların yol açtığını, bunun anayasaya bağlanamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, “3,5 milyon emekli aylığıyla geçinemediği için iş arıyor. 6,5 milyon gencimiz iş arıyor. Kabahat kimde, anayasada mı?” diye sordu.

Gelinen noktada anayasa değişikliği dayatması ile karşı karşıya olunduğunu, aslında bir rejim değişikliği yapılmaya çalışıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, tek kişinin kararlarının ülkenin kurtuluşu gibi gösterilmeye çalışıldığını iddia etti.

Kılıçdaroğlu, “Bir kişinin kararıyla Türkiye kurtulacak. Ben söylersem, ‘Kılıçdaroğlu yanlış söylüyor’ diyecekler. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Grup Başkanvekili Sayın Bülent Turan, 2 Mart’ta CNNTürk programına katılıyor ve şöyle bir cümle kullanıyor; ‘Şu anda Tayyip Erdoğan’ın isteyip çıkaramadığı kanun, yapamadığı atama yok’. Peki daha ne istiyorsunuz? Ben söylesem, ‘Engel var’ diyecekler. Kendileri söylüyor. Onun için Sayın Bülent Turan’a yürekten teşekkür ediyorum, bu gerçeği itiraf ettiği için.”

Kemal Kılıçdaroğlu, ülkenin bir kişiye emanet edilemeyeceğini, her konuda aklın akıldan üstün olduğunu dile getirdi.

Ege Üniversitesindeki rektör seçimlerinde ilk üç sırayı alan adaylar yerine Cumhurbaşkanlığınca dördüncü sıradaki adayın atamasının yapıldığını, bu kişinin de geçen hafta FETÖ soruşturması kapsamında görevden alındığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Beşer, şaşar. Bir kişiye yetki veriyorsunuz, bir üniversiteyi FETÖ’ye teslim ediyor. Onun için diyoruz; tek adam rejimi olmaz. Tek adam dünyaya hükümdar olmaz. Bu yanlıştır. Parlamento, ortak akıl olmalı. Akıl akıldan üstündür. Ben demiyorum, dedelerimiz söylemiş. Onların da dedeleri söylemiş. Akıl akıldan üstündür.” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, TBMM’de yasaların yapım süreçlerine değinerek, çeşitli aşamaları içeren bu süreçlerin hata yapılmasını engellemek amaçlı olduğunu belirtti.

Anayasa değişikliği ile Meclisin etkisizleştirileceğini savunan Kılıçdaroğlu, “Şimdi bunların hepsini kaldıracağız, bir kişiye her türlü yetkiyi vereceğiz, ‘Türkiye’yi sen istediğin gibi yönet’. Türkiye birilerinin çiftliği olamaz. Olmamalı.” dedi.

Cumhuriyetin acı ve gözyaşı ile kurulduğunu, altın tabak içinde sunulmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, bu kuruluşun ortak akılla alınan kararlar doğrultusunda gerçekleştiğinin altını çizdi.

Anayasa değişikliğinin toplumu böldüğünü, ayrıştırdığını, kardeşi kardeşe düşman ettiğini savunan ve bu nedenle karşı olduklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Bir kişiye her türlü yetki verilmez. Deniyor ki, ‘Bir direksiyonda iki kişi olmaz. Allah aşkına bunlar uçağa biniyorlar, kokpite de giriyorlar. Orada baksınlar, iki pilot var. Üstelik o iki pilota aynı yemeği de vermezler. Hadi pilottan vazgeçtim, bunlar otobüsle Ankara’dan Van’a, Trabzon’dan İstanbul’a geldiler mi gelmediler mi? Otobüs seyahati yaptılar mı, yapmadılar mı? 40 yolcu için otobüste iki kaptan olur. Çünkü 40 yolcunun hayatını tek kaptana teslim etmezler. Şimdi biz, 80 milyonu bir kişiye emanet ediyoruz. Akıl var, mantık var; 80 milyon bir kişiye emanet edilir mi? Edilmez. Etmemelisin. Yazıktır, günahtır.”

Köy muhtarlarının ve ihtiyar heyetinin seçimle geldiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, vatandaşlara, “Muhtar köyün merasını ihtiyar heyetine, köylüye sormadan satarsa ne dersiniz?” diye sordu. Bunun kabul edilemez olduğunun belirten Kılıçdaroğlu, evde bile eşlerin önemli kararlar için birbirine danıştığını, ülkenin kararlarını ise bir kişiye bırakmanın kabul edilemez olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Diyorlar ki ‘Başkan aynı zamanda partinin de genel başkanı olsun’. Ben vatandaşlarıma sesleniyorum; salı günleri ben, Sayın Binali Yıldırım, Sayın Devlet Bahçeli, HDP’den de bazen grup başkanvekilleri bazen de milletvekilleri konuşuyorlar. Şimdi bu anayasa değişikliği geçerse salı günleri konuşmasını başkan yapacak. Sözde tarafsız olan başkan yapacak. Ne diyecek Allah aşkına? Binali Bey konuşurken bizi eleştiriyor. Saygılıyım, çünkü o ayrı parti, biz ayrı partiyiz. ‘Ben tarafsızım’ diye yemin edecek, sonra salı günleri kürsüye çıkacak, bütün muhalefeti eleştirecek. Böyle tarafsızlık olur mu? Olmaz. O nedenle biz hayır diyoruz. 80 milyonu temsil ediyorsan, tarafsız olacaksın. Taraflı olursa, camiye, kışlaya, okula, mahkemeye siyaset girer. Taraflı olursa, bir partinin genel başkanı hakim tayin eder. Bir partinin genel başkanı hakim tayin ederse adalet ölür, mahkemeler biter.”

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanına 80 milyonun seçtiği Meclisi keyfi bir şekilde feshetme yetkisi verildiğini savunarak, bunun milli iradeye saygısızlık olduğunu belirtti. Yeniden seçim kararı almanın Meclisin yetkisinde olması gerektiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “Bir kişi mi doğru karar alır, 550 kişi mi? Niye 550 kişiye güvenmiyorsunuz?” diye sordu.

Anayasa değişikliğinin içinde temel bir tuzak olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Diyorlar ki ’18 yaşındaki çocuğu milletvekili yapacağız, askerlikten muaf tutacağız’. Bu 18 yaşındaki çocuk kimlerin çocuğu? Bu beylerin çocukları. Milletvekili olacak, askerlikten ömür boyu muaf olacak, iki yıl içinde emeklilik hakkı kazanacak, her ay en az 10 bin lira para alacak. Ben eminim bu mutlaka simitçinin, fırıncının, manavın, bakkalın çocuğudur. Bu tuzağa hiçbir genç, hiçbir anne düşmesin. Kendi çocuklarına ikbal hazırlıyorlar. Bunu özellikle şehit annelerine, gazi annelerine seslenerek ifade etmek istiyorum; sizin çocuklarınız doğuda, güneydoğuda, El Bab’da hayatını verirken bunlar kendi çocukları için milletvekili ikbali, bol paralı emeklilik hazırlıyorlar.”

Anayasa değişikliği ile milletvekili sayısının 550’den 600’e çıkarılmasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, milli iradenin tam tecelli etmesi isteniyorsa bunun milletvekili sayısının artırılması ile değil, seçim barajının kaldırılması ile mümkün hale getirilebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığı danışmanlarından birinin sosyal medyada referandumda “hayır” diyenlere yönelik “7 Haziran sonrası Türkiye’deki kaos ve istikrarsızlığı mumla ararsınız” şeklinde bir paylaşımda bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bunun tehdit niteliği taşıdığını savundu. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Hayır olursa, Türkiye rahat bir nefes alacak, kutuplaşma, kavga olmayacak. Hayır çıkarsa Sayın Cumhurbaşkanı görev süresi doluncaya kadar cumhurbaşkanlığı görevini sürdürecek. Diyorlar ki, ‘Hayır çıkarsa CHP, cumhurbaşkanlığı makamının meşruiyetini sorgulayacak’. Milletin oyuyla gelmişse meşruiyet tartışması olmaz. Milletin oyuyla mı geldi? Milletin oyuyla geldi. Milletin oyu nedir? Başımızın üzerinde yeri vardır. Yok öyle bir şey. Başbakan yerinde kalacak. Aslında biz biraz da Binali Yıldırım için çalışıyoruz. Bakanlar yerinde kalacak. Hepsi görevini yapacak. Tabii başbakan bir saray darbesi ile görevden alınmazsa. O garantiyi veremiyoruz.”

Kılıçdaroğlu, referandumda “hayır” çıkarsa egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin olmaya devam edeceğinin, ülkenin 140 yıldır tecrübe ettiği ve bildiği yol olan parlamenter sistem ile yönetilmeye devam edeceğinin altını çizdi.

“Sonu belli olmayan bir yola neden Türkiye’yi sürüklüyorsunuz?” diye soran Kılıçdaroğlu, “Bunu sadece ben söylemiyorum; Sayın Cumhurbaşkanı’nın danışmanı bir televizyon programına katılıyor. Diyorlar ki ‘Hayır çıkarsa ne olur?’. O da şu cevabı veriyor; ‘Hayır çıkarsa bir şey olmaz. Aynen devam edilir’. Evet doğru, ‘Hayır’ çıkarsa bir şey olmaz. Aynen devam edilir. Söyleyen kim? Akıl sahibi birisi. Aynı zamanda bir akademisyen, YÖK üyesi. Hayır çıkarsa Meclis yerinde duruyor. Meclisi mi kapatacaklar, asla izin vermeyiz. Darbe mi olacak, asla izin vermeyiz. Sayın Cumhurbaşkanı görevinde mi? Görevinde.” ifadelerini kullandı.

Referandumda “hayır” sonucunun çıkması durumunda ülkenin güzel ve huzurlu günler için rahat bir nefes alacağına değinen Kılıçdaroğlu, “Hayır” kampanyasını bir bayram havası içinde götüreceklerini de sözlerine ekledi.

LEAVE A REPLY