Başbakan Binali Yıldırım, ATO Congresium’da düzenlenen “8. Karayolu Trafik Güvenliği Sempozyumu ve Sergisi”nin açılışında yaptığı konuşmada, ülkenin en büyük trafik etkinliğinin gerçekleştirilmesinde emeği geçen İçişleri, Milli Eğitim, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlıkları başta olmak üzere bütün paydaşlara teşekkür etti.

İşlerinin milletin yolunu açmak, milletin yolu üzerindeki engelleri kaldırmak olduğunu ifade eden Yıldırım, yolun sadece bir ulaşım alt yapısı değil aynı zamanda hayatı anlamlı kılma olduğunu belirtti.

Kolektif bir iş olan ulaşım konusunda her bakanlığın kendi alanında üzerine düşeni yapacağını, kendilerinin de bunun koordinasyonunu sağlayacağını anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son 15 yılda Türkiye her alanda gelişiyor. 2002 yılında Türkiye’nin 80 yılda geldiği nokta yüzde 95’in üzerinde karayoluna bağlı bir ulaşım. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Bizim o dönemde bakan olarak göreve başladığımızda en baştaki işimiz, ulaşım ana plan stratejisi hazırlamaktı. Neyi hedefledik? Bu tek modlu, karayoluna bağımlı ulaşım sistemini nasıl çeşitlendirelim? Bir kısmını havayolu, bir kısmını demiryolu, bir kısmını da karayoluna… Dünyanın hiçbir ülkesi yoktur ki karayolu ağırlıklı taşıma olmasın. ‘Karayolunu yüzde 30-50’ye düşüreceğiz’ desek bu hayaldir, hiçbir şekilde mümkün değildir. Ülkemizin şartları da buna müsait değildir. Hedef orta ve uzun vadede yüzde 95’lerden yüzde 80’in altına geriletebilmektir. Tercihen yüzde 75 ideal olan ama bu 10 senede olmaz.”

Yıldırım, bölünmüş yollar yapılmadığı takdirde şehirlerarası trafiğin de şehir içi, İstanbul ve Ankara trafiği gibi olacağını vurguladı.

Trafikte kullanılan gereksiz yakıtın, havaya verilen egzoz miktarının ekonominin kaybı olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Havayolunda 4 kat büyüme oldu. Demiryollarında hızlı tren ağlarının yaygınlaşması, mevcut demiryolu altyapısının yenilenmesiyle orada da büyüme oldu. O büyüme istediğimiz seviyede değil ama mesele, yolcu da 4 katı geçti. Bugün Konya-Ankara, Ankara-Eskişehir arasındaki seyahatlerin yüzde 72’si demiryoluyla. Şimdi insan niye arabaya binsin? Araba sürmek her zaman zevkli bir şey değil. Bir müddet sonra yük olur, yorgunluk başlıyor, dikkat dağılıyor, risk, tehlike artıyor, kaza meydana gelebiliyor.” diye konuştu.

Kişinin sadece kendisinin dikkatli olup, kurallara uymasının yetmediğini, başkasının hatasını da kollayıp gözetmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım bu durumun sürdürülebilir olmadığını dile getirdi.

Yıldırım, trafik güvenliği açısından gelinen noktanın yeterli görünmediğini belirterek, son 15 yılda ölümlü kazalardaki can kaybının yüzde 30 aşağı çekildiğini söyledi.

“EĞİTİM, EĞİTİM, EĞİTİM”

Son 15 yılda 19 bin kilometre yeni yol yapıldığını, bunun bir rekor olduğunu ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu başaran dünyada başka bir ülke yok. Bölünmüş yollar hayat kurtarır. Niye bunu söylüyorum? 2003’te kaza yerinde ölenlerin sayısı 4 bine yakındı. Bugün de aynı. Neye rağmen? Trafikteki araç sayısı yüzde 130 arttı, 8 milyondan 21 milyona çıktı. Yolculuk miktarı 3 kat arttı, 2 milyona yaklaştı. Kaza sayısı da arttı ama ölümlü kazalardaki sayı neredeyse sabit kaldı. Bu başlı başına ne demektir? Yılda ortalama 8 bin insanın hayatını kurtarmak demektir. Hedef, sıfır ölümlü kaza. Bazı ülkeler bunu başardı ama bizim önümüzde daha çok yol var. Çözüm ne? Eğitim, eğitim, eğitim. Beşikten mezara kadar eğitim.”

Yıldırım, 2003’te Emniyet Genel Müdürlüğü trafik istatistiklerine bakıldığında, yol kusurunun kaza sebeplerinin başında geldiğini söyledi. İnsan hatasının 4 ya da 5’inci sırada yer aldığına dikkati çeken Yıldırım, “Şimdi raporlara bakın, birincisi ‘insan kusuru’. En güzel yolu yapabilirsiniz, en akıllı aracı yapabilirsiniz ama insanın hatasını önleyecek henüz bir alet icat edilmedi. İnsan hatasının her zaman trafik kazalarını azaltmada, artırmada birinci derecede rolü vardır. Demek ki insan hatasını azaltmanın hatta sıfıra indirmenin yolu eğitimden geçiyor.” ifadelerini kullandı.

“SÜRÜCÜNÜN BİLGİSİ POLİS OLACAK”

Başbakan Yıldırım, bugüne kadar okullarda trafik derslerine ağırlık verildiği ancak bunun yeterli olmadığını belirterek, uygulamalı eğitimin daha da artırılması gerektiğine işaret etti.

Müfredatta, trafik güvenliği ve trafikle ilgili öğretici bilgilerin çok daha fazla yer alması gerektiğinin altını çizen Yıldırım, şunları kaydetti:

“Çünkü yavrularımızın küçük yaşta alacakları bu bilgiler, onlar büyüdüğü zaman, hayata atıldığı zaman, yollarda sürücü olduğu zaman hatırlayacakları ve uygulayacakları en büyük rehber olacaktır. Bizim, 200 milyon yolculukta her bir aracı tek tek her an nerede gidiyor, hata yaptı mı yapmadı mı diye denetleme şansımız yok. O halde her sürücünün, her vatandaşın kendi vicdanı, kendi bilgisi polis olacak. Ona göre denetleyicilere de uygulayıcılara da daha az iş kalmış olacak ki görevlerini en iyi şekilde yapsınlar.

Durum buyken aynı zamanda İçişleri Bakanlığımızda da trafikle ilgili bölümü güçlendireceğiz, güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü Türkiye’de trafik yükü ve yolculuklar artıyor ve teknoloji çok gelişti, yol standartları çok arttı, buna uygun yapılanmayı yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Bu konuda Bakanlığımızın atacağı adımları öncelikli olarak ele alacağız ve destekleyeceğiz.”

Yıldırım, son 10 yıl içerisinde dünyada bir krizin olduğuna işaret ederek, 2008’in sonunda başlayan bu krizin hala sürdüğünü dile getirdi.

Bu 10 yılda dünyada, 10 büyük proje başladığını hatırlatan Yıldırım, “Bunlardan 6 tanesini Türkiye yapmış. 10 dünya projesinin altısını yapan ülke Türkiye’dir. Nasıl yapmış, lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın ve ekibinin sayesinde yapmış. Bilen de bilmeyen de konuşuyor. Dilin kemiği yok, freni de yok.” dedi.

“HAYAL ANLATMIYORUZ HAYAL, GERÇEKLERİ ANLATIYORUZ”

Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Otoyolu, Osmangazi Köprüsü İzmir-İstanbul Otoyolu, Avrasya Tüneli, Çanakkale Köprüsü, Marmaray, İstanbul-Ankara hızlı treni ve dünyanın en büyük havalimanı örneğini veren Yıldırım, “Hayal anlatmıyoruz hayal, gerçekleri anlatıyoruz. Hayalleri gerçeğe dönüştüren kadroların eserlerini anlatıyoruz. Türkiye büyük atılımlar içerisinde, bugünlerde Ovit’te, Zigana’da, Kop’ta, Cankurtaran’da, Eğribel’de de, söyledi zaten, hepsini ben söyleyecek değilim. Ulaştırma Bakanı’nın işi, ben niye söyleyeyim? Onun işini o anlatacak biz de işimizi anlatacağız.” ifadelerini kullandı.

Yıldırım şöyle devam etti:

“15 Temmuz’da mesafe alamayanlar, Türkiye’yi dize getiremeyenler, bu millete boyun eğdiremeyenler, bugünlerde başka bir film çeviriyorlar. ‘Acaba ne yapar yaparız da 15 Temmuz’da beceremediğimiz işi sonlandırırız?’ Ekonomiyle baskılarla kriz, kaos senaryolarıyla bu milleti dize getireceklerini zannediyorlar. Hiç boşuna heveslenmeyin. Bu millet Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, Anafartalar’da ve Kut’ül Amare’de dünyaya, emperyalistlere gereken dersi vererek bugünlere geldi. Bu bayrak, vatan, millet, devlet sevgisi bu milletin sinesinde olduğu müddetçe hiç kimse, hiçbir güç bu ülkeye hiçbir şey yapamaz.”

Başbakan Yıldırım, trafik güvenliği ve trafik güvenliğinin geliştirilmesi, iyileştirilmesi konusunun önemine değinerek, program sonunda gezecekleri sergide yerli ve milli alın terinin ürünlerinin hep beraber görüleceğini söyledi.

Türkiye’nin her alanda gelişmeye devam ettiğini vurgulayan Yıldırım, trafik güvenliğinin gelişmesi için sadece bölünmüş yollar yapılmadığını, araç muayene sisteminin yeni baştan düzenlendiğini belirtti.

“BİR İNSANIN HASTANEDE MUAYENESİ GİBİ”

Eskiden yapılan araç muayenelerini anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:

“Ben İstanbul’dan biliyorum. Merdivenköy’de bir kulübe vardı. Bu trafik muamelecileri vardı, torbaya doldururdu ruhsatları, kötü bir masa, önünde bir sandalye oturur,  bir mühür bir ıstampa oraya basar buraya basar. Ne o, muayene oldu, bitti. Ne araç ne denetim ne inceleme var. Bugünlerle devraldık Türkiye’yi, unutmayın. Şimdi her ilde, büyük ilçelerde 205 tane sabit, 76 tane seyyar, 5 adet motosiklet, 19 adet traktör olmak üzere toplam 305 tane Türkiye genelinde muayene istasyonu var. Bu, bir insanın hastanede muayenesi gibi. İçeri giriyorsun, tepeden tırnağa bütün parçalara bakıyorlar, tek tek işaretliyorlar. Eksikleri varsa ‘kusura bakma’ diyorlar, bir ay süre veriyorlar, tekrar gelip muayene oluyor. Eskiden hatırlayın muayenelerde yolda yapılırken, kontrollerden önce millet birbirine ‘radar var dikkat et’ diye sinyal çakardı. Gelişmiş ülkelerde de yanındaki hız aşımı yapıp gittiği zaman, hemen polise sinyal çakıyor, ‘Hız aşımı yaptı, haberin olsun’ diye. Bizde dayanışma kural ihlali üzerine, orada da dayanışma kurala uyma yönünde. Gelişmişlik böyle bir şey. Bunları eğiteceğiz, öğreteceğiz.”

“KEMERİ BAĞLAMANI BEKLİYORUM”

Yıllar önce Norveç ziyareti sırasında otelden çıkıp bir fabrikaya giderken, şoförün yanındaki koltuğa oturduğunu anlatan Yıldırım, “Kapıyı kapattım bekliyoruz, gideceğiz. Hareket etmiyor. ‘Acaba başka birini mi bekliyoruz’ dedim. Üç, beş dakika geçti, hareket yok. ‘Ne bekliyoruz’ dedim. Kemeri işaret etti bana. ‘Kemeri bağlamanı bekliyorum’ dedi. 5 dakika bekledi, sormasam belki yarım saat de bekleyecek.” diye konuştu.

Trafiğin ana unsurunun insan olduğunu vurgulayan Yıldırım, trafiğin güvenli hale gelmesi için alınan her türlü tedbiri de insanın uygulayacağını söyledi.

İnsanlar, bu konuda daha bilinçli hale gelmediğinde yapılacak en güzel yolların, en güzel arabaların bir anlam ifade etmeyeceğini belirten Yıldırım, “Eğitime çok ama çok önem vereceğiz. Bu doğrultuda karayolu taşımacılık sektöründe yöneticilerin yanı sıra sürücülerin de eğitimi, bir program dahilinde Ulaştırma Bakanlığımız tarafından yerine getiriliyor. Artık belirli bir eğitim almadan taşımacılık sektörüne girmek ve sürücü olmak mümkün değil.” diye konuştu.

2006’dan beri ticari taşımacılık faaliyetlerinde yönetici ve sürücü olmak isteyenler için eğitim ve sınav şartı getirildiğini bildiren Yıldırım, “Bugüne kadar 742 bin 600 kişi, bu eğitimlerden geçmiş. 45 sınav yapılmış. Ancak 716 bin kişinin 616 bin 800’ü başarılı olmuş, mesleki yeterlilik belgesi verilmiştir. Her eğitime giren de başarılı olamıyor.” dedi.

Kaliteli ve güvenli yolların yapılmaya devam ettiğini dile getiren Yıldırım, o yolları kullanacak sürücülerin eğitiminin de kesintisiz devamı olduğunu, elde edilen bütün bu gelişmelerin trafik güvenliğine olumlu katkılarının gözle görülür şekilde hissedileceğini söyledi.

“HEPİMİZİN FAHRİ GÖREVİ VAR”

Başbakan Yıldırım, 3 gün sürecek sempozyum ve serginin Türkiye’de trafik güvenliğinin ve trafik kazalarının azaltılmasına yönelik farkındalığın oluşmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Denetim görevinin sadece polislerden ve jandarmalardan beklenmemesi gerektiğine vurgu yapan Yıldırım, “Aslında hepimizin böyle bir fahri görevi var. Kıyakçılık olsun diye kırmızı ışıkta geçeni söylememek başka bir insanın hayatına mal olabilir. Onun için mutlaka ve mutlaka yoldaki bütün vatandaşlarımızın kurallara uymayanları gerekli mercilere bildirmesi lazım. Bu bir vatandaşlık görevi. Onun da ötesinde insanların hayatını kurtarmak için bir insanlık görevi. Bunu lütfen herkes yapsın.” diye konuştu.

Trafikte, saygıdan trafik güvenliğine, sürücülerin yaşadığı problemlerden trafik denetimine yönelik yeni yaklaşımların sempozyum ve sergide konuşulacağını dile getiren Yıldırım, kurum ve kuruluşlar ile firmaların, ürünlerini burada tanıtma imkanı bulacağını ifade etti.

Yıldırım, çocuklar için de etkinlikler düzenleneceğini dile getirerek, katkıda bulunanlara teşekkür etti.

NOTLAR

Programa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok da katıldı.

Yıldırım, sempozyumun düzenlendiği ATO Congresium’a gelişinde İçişleri Bakanı Soylu ve beraberindeki çocuklarca karşılandı. Başbakan Yıldırım burada çocuklara çeşitli hediyeler verdi.

Katılımcılara emniyet kemeri ve kış lastiğinin önemine ilişkin video izletildi.

Program sonunda Başbakan Yıldırım, Fahri Çaldağ Anaokulu öğrencileriyle trafik ve yol güvenliğine ilişkin mesajlar okudu.

CEVAP VER