Türk futbolunun karşılaştığı sorunları birlik ve beraberlik içinde masaya yatırıp tartışmayı ve çözüm önerileri ortaya koymayı hedefleyen beIN SPORTS, yepyeni özel röportaj serisinin ikinci bölümünü sporseverler ile buluşturdu. Birinci bölümüne Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’in katıldığı beUNITED’ın ikinci konuğu Kulüpler Birliği Vakfı ve Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi oldu. 

beUNITED özel röportaj serisinin ikinci konuğu Ahmet Nur Çebi, Türk Futbolunun açmazlarına net öneriler getirdi. Çebi, kulüplerin geleceğini ipotek altına alan hatalardan gelir kaynaklarının çeşitlendirilememesine, borç yapılandırma anlaşmasından Kulüpler Birliği Vakfı’nın yeni yaklaşımlarına kadar bir çok konuya değindi. Çebi ayrıca, ligde lider konumda bulunan Beşiktaş’a dair merak edilenleri, şampiyonluk yarışını ve Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın’la ilgili düşüncelerini de paylaştı.

İşte Ahmet Nur Çebi’nin açıklamalarından satır başları

  • Kulüpler Birliği Başkanı olarak, kulüpleri temsil etmek mecburiyeti göreviniz olduğu gibi aynı zamanda da gizli de olsa birlik ve beraberliği sağlamak anlamında çok önemli bir görevim olduğunu düşünüyorum. Sizin programınızı da takdir ile karşılıyorum. Birlik ve beraberliğe ülkede ihtiyaç var. Özellikle her konuda var ama biz, konumuz olan futbolda bunu sağlamak gibi bir görevi kendimize vazife edinmemiz gerekiyor. Bunlardan kaçamayız. Sonuçta her zaman söylüyorum. Futbolun en güzel tarafı sahada oynandığı zaman içerisindeki keyiftir. Bittikten sonra 5-10 dakika bunun keyfini sürersiniz. Arkadaşlarınızla şakalaşırsınız ama bu burada kalmalı ve bir sonraki haftaya heyecanla seyredeceğiniz maçı beklemelisiniz. Aradaki o yaşanan bir sürü itiş kakış, söylemler, hoş olmayan tavırlardan artık uzaklaşmamız gerekiyor. Taraftarımız bizden alacakları mesajlarla bu işlerden uzaklaşacaklar. Sadece keyfini sahada sürmenin taraftar olmanın sahada taraftar olmanın keyfini yaşatmalıyız. Görev olarak üstlerine vermeliyiz taraftarın. Bunun için kulüp başkanlarına çok önemli görevler düşüyor.
  • Kulüpler Birliği olarak geçmişte hakemlik yapmış olan kişilerle bir çalıştay yapmak istiyoruz. Buradan alacağımız fikirler, vereceğimiz fikirlerle oluşacak bir tabloyla sayın federasyona sunmak istiyoruz. Eksiler, artılar, şöyle olsa böyle daha iyi olur gibi bir çalıştay planı içerisindeyiz. Bunları da tamamıyla iyi niyetli ve Türk futboluna hizmet etmek amacıyla yapmak istiyoruz. Bu konudaki çalıştayı tahmin ediyorum önümüzdeki günler içerisinde realize edeceğiz, oradan çıkacak sonuçları da federasyona katkı olarak sunmak istiyoruz. Genç hakemlerden yanayım, yaşlılar hata yapana kadar gençler yapsın. Eğer bir bedel ödenecekse; yaşlıların yaptıklarını kaldıramıyoruz, gençler için bedel ödüyoruz deriz. Benim hakemlerle ilgili söylemlerimde derdimi anlatmakta çok mu zorlanıyorum bilmiyorum. Sayın federasyon başkanımız; “Bizim hakemlerimiz çok iyi, yurt dışına hakem gönderiyoruz” diyor ama benim derdim bu değil ki; hakemlerimiz gidiyorsa gitsin, gelebiliyorsa gelsin. Özellikle derbide yapalım dedim. Geçmişte derbiye çıkan hakemlerimiz takımlar tarafından mimlenmiş. Her hakem açıklandığında, maça çıkmadan taraftarlardan darbe yiyorlar. Ben, yabancı hakem derken, bu baskılar yüzünden söyledim. 50 yıl önce de tartışılıyordu hakemler, bugün de tartışılıyor.
  • Geldiğimde içinde bulunduğumuz durumu camiaya anlatmaya çalıştım. Eğer camia yanımda olmazsa ben bu durumu toparlayamam dedim. Bu dönemde çok eleştirildim. Bana, negatif mesajlar verme, sürekli şikâyet etme, pozitif ol dediler. Ben pozitifim. Bu dertleri anlatırken, ben bu takımın şampiyon olabileceğini de ifade ediyorum. “Ben şampiyon olacağım, her şey çok güzel, paramız var” diye bir şey yok.  Ben camiayı idare ediyorum. Bu camia benim değil, ben parçasıyım. Dolayısla herkesin en az benim bildiğim ve hissettiğim kadar herkesin bilmesi ve hissetmesi gerekiyor. Ama ben hiçbir zaman için umudumu kaybetmedim. Ben Beşiktaş camiasının umudunu kaybetmediğini ve kaybetmemesi gerektiğini biliyorum. Her ne kadar muhalif seslerden yanlış ve art niyetli sesler geliyorsa da değerli camia üyelerine ve değerli taraftarlarına sesleniyorum, kulaklarınızı tıkayın, sadece bana inanın. Gideceğim gün ben size neler yaptığımı ve yapamadığımı açık yüreklilikle itiraf edeceğim. Dolayısıyla güvenin ve rahat oldun. Şu anda Bankalar Birliği’nin anlaşmasının bütün sorunları çözdüğü şeklinde bir algı yaratılıyor. Bu da doğru değil, nefes alabilecek hale getirildik. Bize bir tek şans verildi; Nefes alıyorsunuz, ayaklarınızı kullanın ve doğru yolda yürüyün. Eğer biz o doğru yolda yürümezsek kulübümüz için kötü günlere sebebiyet vereceğiz. O yüzden tekrar ediyorum; transfer konusunda limitler var, bizden çok şey beklemesinler. Benden istemelerini isteyeceğim tek bir şey var; “Hesaplı ol, kitaplı ol, Beşiktaş’ın kuruşunu harcama ama aynı zamanda genç futbolcular yetiştir, scout’unu iyi yap, doğru futbolcu bul” desinler. Benim bir lafım var; “4’te bir ücretine 4 kat daha fazla Futbol oynayan futbolcular takımımıza kazandırdık”. Buna baktığınızda her şey bunun içinde var. Bizim ekonomik anlamda düzelebilmemiz için 9-10 seneye ihtiyacımız var. Bu süreçte bütün mesele aşağı doğru değil, uçağın kafasını yukarı doğru kaldırabilmeniz önemli. Bu süreç devam edecek.
  • Yabancı futbolcu getiriyorsunuz o da euro ile maaş almak istiyor. Eğer getirecekseniz bedeli bu. 10 gün evvel ödeyeceğiniz 10 milyon euro maaşlarınız varsa, şu an onları 110’dan 1 milyon euronuz 10 günde gitti. Gelirleriniz genelde Türk Lirası bazında. Yayıncı kuruluş öyle, forma satıyorsunuz öyle, bilet alıyorsunuz öyle. Tek yabancı kur Şampiyonlar Ligi. İnşallah Allah bize bunu nasip edecek, Beşiktaşımız da buradan büyük bir gelir elde edecek. Buna uğraşıyoruz…

.   Şampiyonluk havasına girebilirsiniz ama kendinizi şampiyon ilan edemezsiniz diye sürekli herkesi uyarıyorum. Önümüzdeki 11 maç var, hatta kupa maçı dahil 12 maç oynayacağız. Dolayısıyla zor günler var. Pandeminin verdiği yük var. Sadece parasal değil, fiziki olarak da manevi olarak da etkileniyorsunuz. Aynı şey rakip takımlar için de geçerli. Onlar da başarılılar, onların da yolu açık. Bizle birlikte mücadele edecekler. İyi ki varlar. Onlar olmasa biz futboldan zevk alamayız. Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer takımlar olmadan şampiyon olsak bir şey ifade etmez. Ama rakiplerimiz değerli olduğu için bu şampiyonluk çok şey ifade edecektir. Özellikle son 1-2 sene içinde Anadolu şehirlerimizin takımlarının da başarılı olduğunu görüyoruz. Antalyaspor’un finale kalması, Alanyaspor’un, Rizespor’un başarısı… Haksız rekabet ortadan kalkmak üzere. Siz kurallara göre, gelirlerinize göre idare ettiğiniz zaman siz iki liralık topçu alıyorsanız, Rizespor da bir liralık alıyordu. Daha evvel siz 10 liralık alıyordunuz, Rizespor (örnek veriyorum) 1 liralık topçu alıyordunuz. Onun için Türk futbolundan keyif de alıyorum. Anadolu takımlarının başarılarını da istiyorum, rakiplerimize saygı da duyuyorum. Gönlümden Beşiktaş’ın şampiyon olmasını istiyorum.

  • Uzun yıllardır teknik direktör olarak Türk futbolunda hizmet ediyor. Beşiktaş’a onu getirmiş olmakla, göreve davet etmekle duygularımı ifade etmiş oldum aylar evvel. Bizim için kıymetli ve değerlidir. Beşiktaş’ın özünden gelmesi ayrı bir keyiftir, düzgündür, çalışkandır, zekidir, tekniği kuvvetlidir. Yani hocamın meziyetleri benim için, Beşiktaş için çok önemli ve gerçekten üst düzeyde. Kendisiyle uzun yıllar devam edeceğimizi düşünüyoruz. Birçok şey gündeme geliyor kontratla ilgili ama doğru değil. Beşiktaş taraftarına da sesleniyorum; böyle bir şeyi kafalarında hiçbir zaman düşünmesinler, yokmuş kabul etsinler. Umarım kupayı ve kupaları bundan sonraki süreçte de hocamızla birlikte kaldırmayı Allah bize nasip eder. Her dakika hoca değiştiren bir kulüp değil, 10 yıl en azından değiştirmeyen bir kulüp olabilirsek ve bunu da Sergen hocayla başarabilirsek. Ben de başkan olarak büyük keyif alacağımı söylemek istiyorum.
  • Gelirimiz zaten giderimizi karşılamazken, mevcut olan gelirimiz 3’te 1 oranında düşmüştür. Gelirimizin bilet satışlarından, loca satışlarından kaynaklandığını söylememiz gerekiyor. Bunların telafisi, umarım pandemi çok çabuk biter çünkü seyirci gelirini başka türlü telafi edemezsiniz. Ama o açığı kapatabilecek şekilde kaynak sağlayabileceğiniz şeyler yayın ve sponsor gelirleridir. Sponsor gelirlerinizi firmalardan sağlıyorsunuz, onların da bu ekonomide kayıp yaşadığını göz önünde bulundurursanız geriye yayın geliri kalıyor. Yayıncı kuruluşlarımızla son derece iyi ilişki içerisinde olmamız gerekiyor. Onların kazanabilecekleri ortamın oluşmasına bizim de katkı vermemiz gerekiyor. Yayın geliri ile ilgili günlerce, aylarca birçok şey söylendi. Pandemi şartlarında yayıncı kuruluşun da zor durumda kalmadığını kabul etmek mümkün mü, değil? Bir yandan bakıyorsunuz dekoder satışlarında korsan yayınlar, yasak yayınlar… Bunların önüne geçilmesi gerekiyor. Dolayısıyla böyle bir adım attık. Umarım korsan yayıncılığı ortadan kaldırırız da yayıncı gelirimizin kaynaklarının gelirlerini artırırız ve oradan daha fazla gelir sağlayabiliriz. İnşallah pandemi çabuk biter, yayıncı kuruluştan gelirleri artıracak bir talebimiz olurken, ona da destek olacak tavır ve davranışlar göstermemiz gerekiyor. Kurallar, kanun ve yasalar caydırıcıdır. Buradan şöyle bir anlam çıkıyor; Taraftar var, taraftar var. Gerçekten gönlünü ve kendini takımına adamış, onun kazançlarına hassasiyetlerine saygılı olan bir taraftar var. Bir yandan da eh işte taraftar var. Bu sadece yayıncı kuruluş da değil, atkı satın alıyorsunuz korsanı var, forma satıyorsunuz korsanı var.

CEVAP VER