NATO Askeri Komite Başkanı Petr Pavel’in Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi satın almasına ilişkin sözlerini eleştiren Bahçeli, “Biz NATO’ya değil, Kato’ya bakıyoruz, Kandil’i gözümüze kestiyoruz, akıllarınca katlimizin fermanını imzalayan katillerle ölüm kalım mücadelesi veriyoruz. Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO’ya matoya vermeyiz, veremeyiz.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin, zorlu dönemlerden geçe geçe, tehlikeli badireleri aşa aşa varlık ve birlik mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.

TÜRKİYE VE MHP HAZIMSIZLIĞI ŞİMDİ ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜ

Niyeti karanlık, maksadı bulanık, aklı karışık çevrelerin her fırsatta ülkenin karşısına engel çıkardığını ifade eden Bahçeli, Türkiye’nin kaybetmesi, tarihsel yürüyüşünün sekteye uğraması için fitne ve fenalık yarışına girenlerin her devirde boy gösterdiğini söyledi.

Bu kapsamda 7 Haziran 2015 milletvekilliği seçimlerinden sonra yaşanan ibret verici gelişmelerin, 1 Kasım milletvekilliği seçimlerini takip eden süreçte vasat bulan isyan ettirici olayların yakın tarihte ayrı bir yere sahip olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şöyle konuştu:

“Milli iradeyi kundaklamak arzusuyla yanıp tutuşan vesayet odakları ellerini ovuşturup emellerini olgunlaştırırken her tertipten, her çirkeflikten, her çirkinlikten medet ve menfaat ummuşlardır. Özellikle MHP üzerinde korkunç ve asla hatırımızdan çıkmayacak oyunlar tezgahlanmıştır. Bu oyunun senaristleri bellidir. Senaryosu ise ihanetin kara kalemiyle yazılmıştır. MHP’yi karalamak için komut alanlar, kötülemek için vicdanlarını aldıranlar yaklaşık iki yıllık süre zarfında gerçek yüzlerini fazlasıyla göstermişlerdir.”

MHP’nin seçim sonrası süreçte tutarlı davrandığını, ahlaklı ve ilkeli duruş gösterdiğini, Türkiye’nin hükümetsiz kalmaması için ellerinden geleni yaptıklarını vurgulayan Bahçeli, “Eleştirenler çokmuş. Varsın olsun, karalar mı bağlayalım? İftiralar, haksız isnatlar, hak ihlalleri fazlaymış. Ne yapalım, başımızı kuma mı gömelim, haktan, hakikatten ödün mü verelim? Söyleyiniz bana; ardından yüz itin havlamadığı bozkurta, bozkurt demek mümkün müdür? Mümkün değilse, o zaman işimize bakacağız, yolumuza devam edeceğiz, milletimize samimiyet ve safiyetle hizmetin çarelerini arayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP’ye yönelik saldırıların 1 Kasım 2015’ten itibaren hızlandığını ifade eden Bahçeli, “partileri üzerinde hesap yapan, davasına sırt dönmüş ve çıkar karşılığında devşirilmiş isimlerin, yattıkları pusudan başlarını kaldırarak zaman kaybetmeden harekete geçtiklerini” söyledi.

Asıl hedefin ise Türkiye ve Türk milleti olduğunun altını çizen Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

“MHP’yi içten içe çürütmek, iç hesaplaşmaya çivilemek için aldıkları talimatlara harfiyen uydular, taşıdıkları zehri peyderpey kustular. Kimliğimizi kullanıp, anılarımıza sığınıp tarihsel hükmü şahsiyetimize nifak kurşunu sıktılar. Türkiye karşıtlarından el aldılar ama bunu inkar ettiler. Türklüğe kin duyanlarla fiskos yaptılar, yanak yanağa verdiler ama bu utanmazlıklarını da kaşla göz arasında hasır altına ittiler. İmza toplayıp tarladan çıktılar, şehir şehir dolaşıp tezviratın hain çıkarmasını yaptılar. Özellikle 7 Haziran’dan beri devam edegelen Türkiye ve MHP hazımsızlığı şimdi ete kemiğe bürünmüş, kendisine yuvalanacağı hastalıklı bir vücut, tutunacağı çürük bir İP bulmuştur. Bu vücudun sonu siyasi mezarlık, İP’in sonu ise mezbeleliktir.

‘MHP diye bir parti artık yok’ diyebilecek kadar cüret ve küstahlık gösteren kripto simaların, karaktersiz fırıldakların, parti değiştirirken dillerinin ayarını da kaçırmaları kendilerini kurtarmaya yetmeyecektir. Yeni ve ısmarlama koltuklarına ısınmaya çalışan köhne, dönme ve siyasi tortuların çıra gibi yanacağı zaman elbet gelecektir.”

Türk milletini tarih önünde ölümcül bir düelloya sürükleyenlere karşı teyakkuzda olduklarını dile getiren Bahçeli, özgürlük, demokrasi, insan hakları ve eşitlik adına bütün milli değerleri hayasızca linç etmek için uğraşanları her cephede karşılamak için son ferde kadar hazırlıklı olduklarını belirtti.

Bahçeli, “Kapanmamış tarihi hesaplar yeniden açılsa da, Türk milletine karşı ahlaksızca meydan okumalar sürse de, biz bunları püskürtmeye azimli ve yeminliyiz. MHP, vatan ve millet mücadelesinde geriye dönüşün olmayacağını çok iyi bilmektedir. Zira biz gemileri yaktık. İnanıyorum ki haykıracağımız mesajlar iş birlikçilere korku, gafillere uyarı olacaktır. Ve de dostlarımıza güven verecek, milletimizin inancını tazeleyecektir.” dedi.

Devlet Bahçeli, vazgeçilmez iradelerinin vatan ve millet sevgisi, terk edilemez ilkelerinin “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü seslendirmek, üzerine titredikleri hassasiyetlerinin çağa ve insanlığa Türkçe seslenebilmek olduğunun altını çizerek, “Emin olunuz ki biz istemeden, biz ‘tamam’ demeden, biz boyun eğmeden hiçbir kokuşmuş fani, hiçbir zelil fail bizi faka bastıramayacak, oyuna getiremeyecektir.” diye konuştu.

Bütün vatandaşlara çağrıda bulunan MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bunlar yabancı gelmiyorsa, bunlarda bir sıcaklık ve anlam buluyorsanız; gelin bir olalım, diri olalım, iri olalım. Türkiye’nin geleceğini el ele, omuz omuza ve hep birlikte inşa edelim. Şundan eminim ki Türkiye Cumhuriyeti, egemenliğin asıl sahibi olan Türk milleti sonsuza kadar hür, müstakil ve tam bağımsız bir şekilde yaşayacaktır. Çünkü varlığını onun bekasına adamış sevdalıları vardır, asla, ama asla ülkülerinden, millete sadakatten, meşru ve demokratik çizgiden ayrılmayacak ve sapmayacaklardır. Bu sevdalıların ebedi yuvası ise MHP’dir.”

BARZANİ BATMIŞ, KENDİ BATAKLIĞINA GÖMÜLMÜŞTÜR

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Irak’ın kuzeyinde gerçekleştirilen 25 Eylül korsan referandumunun, Barzani’ye pahalıya patladığını, sonuçlarının doğal ve beklendiği gibi ağır olduğunu belirtti.

Barzani’nin ısrarının bedelini taksit taksit ödemeye başladığını ifade eden Bahçeli, “Atalarımız boşuna söylememiş; ‘aptal ata binerse bey oldum sanır, şalgam aşa girerse yağ oldum sanır’. Barzani’nin durumu da aynısıyla budur.” diye konuştu. Bahçeli, şunları söyledi:

“Peşmerge kuru inadının, kötü ve kötürüm iradesinin kurbanı olmuştur. Barzani’nin yardım ve destek alarak inşa ettiği iğrenç komplo bizzat ayağına dolaşmış, sırtını yere getirmiştir. Küresel efendileriyle dar alanda kısa paslaşmaları işe yaramamış, kendi kalesine gol yemekten kurtulamamıştır. Barzani ister görevde olsun ister olmasın defteri çoktan dürülmüş, işi çoktan bitmiş, fişi çoktan çekilmiş, miadı da çoktan dolmuştur. İhanet yapanın yanına bırakılmamış, dökülen kanlar cezasız kalmamıştır. Barzani batmış, kendi bataklığına gömülmüştür.”

Bahçeli, Mesut Barzani’nin görevini bırakmasının ve gitmesinin, bölgesel hesap ve planların ertelendiği, hatta tamamen rafa kaldırıldığı anlamına gelmeyeceğini belirterek, Irak’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunmasına ve desteklenmesine dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Geçen hafta Türkiye’yi ziyaret eden Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’nin kararlı tutumunun, Türkiye’yle kurduğu dostane ve komşuluk hukukuna yaraşır ilişkilerin, bölgesel huzur ve istikrar açısından önemli bir kazanç olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Irak Başbakanı İbadi arasındaki temasların bölgesel denge ve sükunete hizmet edeceğini düşünüyor, yapılan açıklamalardan bu sonucu çıkardığımızı da özellikle vurgulamak istiyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Irak hükümetinin, havaalanı ve hudut kapılarının peşmergeden alınarak kendi kontrolüne geçmesi için başlattığı çalışmaların ve buna Türkiye’nin desteğinin, kayda değer önemde olduğunu vurgulayan Bahçeli, peşmergenin referandumu dondurma teklifini, Bağdat yönetiminin “iptal et” çağrısıyla reddetmesinin de müspet gelişme olduğunu bildirdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

“Unutmayalım ki komşu komşunun külüne muhtaçtır. Irak’la Türkiye arasına kara kedi gibi giren Barzani kızağa çekilmiş, hakkında tasfiye işlemleri başlatılmıştır. Irak Türkmenleri’nin tarihi haklarının savunulması, kültürel miras ve zenginliklerinin muhafazası iki ülke arasındaki hassas konuların başında gelmektedir. Kerkük, peşmerge ve PKK’nın tasallutundan arındırıldıktan sonra, sırayı soydaşlarımızın haklı taleplerini karşılamak almalıdır. Kerkük’ün tarihsel derinliğine, kültürel dokusuna, huzur ve kardeşlik iklimine bağlı kalmak kaydıyla, özel bir statüye kavuşturulması acilen sağlanmalıdır. Türkiye ve Irak arasındaki sağlıklı ve sağlam diyalogların Irak Türkmenleri için ümit verici gelişmelere kapı aralaması, demografik dengenin işgalden önceki dönemlere göre yeniden teşekkülü temennimiz, beklentimizdir. Türkmen yurdu Kerkük’ün istilacı canilerden kurtarılması, ardından Barzani’nin istifası, daha sonra da Irak’la kurulan tutarlı, karşılıklı saygıya dayalı ve anlamlı ilişkiler milletimiz nezdinde sevindirici gelişmelerdir.”

“Türkiye’nin yükselen Irak politikası, sınır ötemizde körüklenen ihanet ateşinin söndürülmesinde önemli ve tarihi bir görev icra etmiştir. Bu politikayı tasvip ediyor, takdir ediyor, muhataplarımıza da şüphe yok ki teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullanan Bahçeli, “Hem bölgesel hem de küresel olaylara başkent Ankara’dan bakabildiğimiz sürece, belagat belahete dönmediği, hamaset gerçekleri perdelemediği müddetçe Türkiye’yi hiçbir güç tutamayacaktır. Caydırıcı olduğumuz kadar saygın olmalı, saygı görmeliyiz. Bilinmelidir ki Türkiye’nin dostluğu kucaklanmalı, düşmanlığından da korkulmalıdır.” dedi.

PKK-PYD’YE KARŞI HER TEDBİR ALINDI

Bahçeli, Astana Süreci kapsamında, Gerginliği Azaltma Bölgeleri’nden biri olarak belirlenen İdlib’de, Türk askerinin üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirdiğini belirterek, ateşkesin etkinliğinin artırılması, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi konusunda Türkiye’nin gerekli desteği sergilediğini söyledi.

PKK-PYD terör örgütünün Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru muhtemel saldırı ve tahriklerine karşı her tedbirin yerinde ve zamanında alındığını dile getiren Bahçeli, “Kahraman Türk askerinin, beka mücadelemizde eşsiz ve emsalsiz fedakarlıklar yaptığını iftiharla ifade ediyor, hepsine üstün başarılar diliyorum.” dedi.

Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti’nin, zulmün başını ezecek güçte olduğunu vurgulayarak, Türk milletinin, varlığını ve güvenliğini tehdit eden odakların kökünü kurutacak cesaret ve inanmışlıkta olduğunu söyledi. Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi:

“Terör belası ya bitecek ya bitecektir; artık başka yol ve çare kalmamıştır. İdlib’den sonra Afrin’e çöreklenmiş hainlerin başına ateş topu gibi düşmeli, Irak ve Suriye sınırlarımız tam olarak emniyete alınmalıdır. Allah’ın izniyle bunu yapar, bunu başarır, hıyanetin hakkından geliriz. Hepsinden mühimi Türk askerinde aşılmaz iman vardır, korkusuz yürek vardır, yüksek bir fazilet vardır.

Nerede Türk milletine kurşun atan, namlu doğrultan, ölüm yağdıran, saldırı hazırlığında olan varsa ya direkte sallandırılmalı ya da bayrağımız ibreti alem için heybetli bir şekilde oralara dikilmelidir. Ve elbette Kandil Dağı’nın doruğunda al bayrağımızı nazlı nazlı dalgalandırmanın, insan görünümlü canavarların girdikleri inleri tümden ateşe vermenin vakti de gelmiştir.”

BİZ NATO’YA DEĞİL KATO’YA BAKIYORUZ

NATO Askeri Komite Başkanı Petr Pavel’in Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi satın almasına ilişkin sözlerine de değinen Bahçeli, “Kimden ne alacağımızı NATO’ya mı soracaktık? Türkiye’nin milli güvenliği korkunç saldırılarla kuşatmaya alınırken, bu NATO neredeydi, ne yapıyordu, hangi kumpasın peşindeydi?” sorularını yöneltti.

Türkiye’nin, NATO’daki sorumluluklarını her zaman yerine getirdiğini hatırlatan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Ancak NATO bugüne kadar, huzur ve milli bekamız için hangi fedakarlık ve faaliyetlerde bulunmuştur? NATO, 15 Temmuz FETÖ işgal girişimine karşı hangi tedbirleri almış, hangi önleyici hamleleri hayata geçirmiştir? Nerede kirli ve örtülü bir ilişki ağı varsa altında NATO’nun parmağı olduğu yıllarca iddia edilmiştir. Nerede kapalı devre bir faaliyet varsa ucunda kıyısında NATO’nun izi olduğu söylenegelmiştir. Askeri darbelerdeki payını ise sağır sultan bile duymuştur. Peki NATO, Türkiye’yi nasıl tehdit edebilmektedir? Türkiye kumdan, çakıldan, çadırdan, eften püften bir devlet midir ki bir NATO bürokratı çıkıp azarlamaya, tepeden bakmaya teşebbüs ve tevessül edebilecektir? NATO bürokratlarına soruyorum, nedir sizin zorunuz? Nedir asıl gayeniz? Ne yapmaya çalışıyor, Türkiye’de neyi hedefliyor, neyin alt yapısını kurmaya çalışıyorsunuz? Siz kendinizi ne zannediyorsunuz?”

Türkiye’nin bağımsız bir ülke olduğunu ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda istediği silahı, istediği ülkelerden bedeli mukabilince alabileceğini belirten Bahçeli, “Biz NATO’ya değil, Kato’ya bakıyoruz, Kandil’i gözümüze kestiyoruz, akıllarınca katlimizin fermanını imzalayan katillerle ölüm kalım mücadelesi veriyoruz. Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO’ya matoya vermeyiz, veremeyiz.” dedi.

Devlet Bahçeli, şöyle devam etti:

“Herkes yerini yurdunu bilsin. Brüksel’den bize parmak sallamaktan vazgeçsin. O parmak sahibini eninde sonunda mahcup edecektir. Onlar varsın şatoda oturup NATO’nun düdüğünü çalsınlar. Biz Ankara’dan 29 Ekim 1923 ruhuyla dünyaya bakacağız; onurlu, imanlı, milli, ahlaklı, cesur ve elbette tam bağımsız bir şekilde sonsuza kadar yaşayacağız. Bunu çekemeyenler, tuzak kurmak için fırsat kollayanlar, yeni saldırılar için ortam açanlar varsa, ki bu güçlü bir ihtimaldir, Allah’ın izniyle gerekirse göğüs göğüse, gerekirse de kıran kırana istiklalimizi ve istikbalimizi son nefesimize kadar savunacağız. İşler sarpa sarar, ülkemize zarar gelirse, NATO’yu falan bilmeyiz, NATO’cuları hiç takmaz, tanımayız; önümüze takoz koymak isteyenleri de yıkar geçeriz.”

BAŞKALARI PALDIR KÜLDÜR BÖLÜNME KORKUSU YAŞIYOR

Avrupa’daki bazı ülkelerde gündeme gelen bağımsızlık ve ayrılma tartışmalarına da değinen Bahçeli, yeni dünya düzeni teorisinin tersine döndüğünü, yeni dünya düzensizliği şekline büründüğünü ifade etti.

Bahçeli, “Bir asır önce kim bizim altımızı oymuş, gizli veya açık anlaşmalarla topraklarımızı paylaşmışsa; ne paylaşana ne paylaşılana bir şey sağlamamış, herhangi bir şey kazandırmamıştır. Ecdadımızın kılıcın yanında duayla aldığı, inançla baktığı, Allah’ın bir emaneti gördüğü toprakları zorla üzerine geçiren, çalan ve gasp edenler dünya üzerinde rahat ve huzur yüzü göremeyeceklerdir.” sözlerini sarfetti.

Bahçeli, Avrupa’da başlayan çözülmenin, insanlığı yeni bir arayışa, devletleri de yeniden bir muhasebe yapmaya sevk edeceğini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemin her güzel insanına sesleniyorum; kim olursanız olunuz, Türkiye’nin neresinde doğarsanız doğunuz, kökünüz, kökeniniz, mezhebiniz ne olursa olsun, ‘vatanım, bayrağım, milletim, kardeşliğim ve mukaddesatım’ diyorsanız, biliniz ki beraberiz, aynı saftayız, biriz, kucaklaşmaktan kıvanç duyarız. Başkaları paldır küldür bölünme korkusu yaşarken, biz bin yıllık kardeşliğimizi daha da sağlama alalım, karşımızdaki düşmana ve içteki kollarına zemin ve fırsat vermeyelim. Birlik olursak, beraber durursak aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Yolumuz sağduyu ve milli birlik yoludur; gaflet, dalalet ve bölücülüğe kapalıdır. Bu yoldan sapanları tarih ve millet affetmeyecek, bunlar milli vicdanda da ebediyen mahkum olacaklardır.”

Konuşmasının ardından Bahçeli’ye, resminin olduğu bir bakır işleme ile Elazığspor forması ve atkısı hediye edildi.

CEVAP VER