İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Millet İttifakı’nın kamuoyuyla paylaştığı Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ne ilişkin “6 siyasi parti olarak bu zamana kadar iktidarın önümüze yuvarladığı siyasi yün yumaklarıyla değil seçimi kazandıktan sonra neler yapacağımızla ilgilendik. İşte bu çalışma da 14 Mayıs’tan sonra yapacaklarımızın somut planıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Sinan Ateş’in öldürülmesi olayının zanlılarının “kimler tarafından saklandığını” sorarak olayın açığa kavuşana kadar bu soruyu sormaya devam edeceğini söyledi.

Olaya ilişkin yargı sürecinin baltalandığını ileri süren Akşener, devletin içinde mafya, çete ve uyuşturucu satıcılarının kol gezdiğini, “milletin adamıyım diye böbürlenenlerin milletin canına kastedilirken sessiz kaldığını” iddia etti.

Akşener, “Sayın Erdoğan, emniyetin ve yargının işini yapmasına engel olanları bulmak senin sorumluluğundur. Aksi takdirde bu kan senin de eline bulaşır. Ya bu şehir eşkıyalarını görmezden gelmeye devam edeceksin ya da bu işin sonuna kadar gideceksin. Susanlara inat hakikatin sesini duyurmaktan vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

Akşener, İYİ Parti olarak Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) sorununa bir sosyal yardım olarak değil, hak kaybının giderilmesi ve nesiller arası adaletin sağlanması olarak baktıklarını söyledi. Bu meselenin nihayet TBMM gündemine taşındığını belirten Akşener, iktidarın her meselede olduğu gibi bunu da bir lütuf gibi sunmaktan geri durmadığını savundu.

EYT sorunu ile ilgili 2018 yılında Meclis’e araştırma önergesi verdiklerini anımsatan Akşener, şunları kaydetti:

“Yetinmedik, EYT’li kardeşlerimizle birlikte çalışıp sürdürülebilir bir çözüm planını da beraber ortaya koyduk. Önergemiz, AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. EYT’li kardeşlerimiz için ‘çift dikiş’ diyenler, ‘seçim kaybetsem bile yapmam’ diyenler, ‘zaten yapacaktık, zamanının gelmesini bekliyorduk’ demeye başladılar. Biz, milletimizin yararına olan her projemizin hayata geçirilmesinden ancak memnuniyet duyarız. Yeter ki doğru düzgün uygulasınlar. Ama gelin görün ki mevcut kanun teklifinde 1999 yılında yürürlüğe giren yasanın zorunlu kıldığı yaş sınırı kaldırılıyor ancak bu sefer de aynı yasanın artırdığı prim ödeme gün sayısı değiştirilmiyor. ‘Gönülsüz yenen aş ya karın ağrıtır ya baş’ demişler ya. Hemen her konuda olduğu gibi EYT konusunda da yarım yamalak iş yaptılar. Yeni mağdurlar meydana getirmekten çekinmediler. Bu meseleden etkilenen bir başka kesim de sayıları milyonu bulan staj ve çıraklık mağdurlarımız. Onların sorunlarının da bu kanun teklifiyle çözülmesini bekliyorduk. Hak ve adalet bunu gerektiriyor. Seçime kadar gerekeni yaptılar yaptılar, yapmazlarsa kimse merak etmesin 14 Mayıs’tan sonra biz geliyoruz. İYİ Parti iktidarında emeklilik sistemini tümüyle ele alacağız. Adil, sürdürülebilir ve gerçekçi bir sistemi tüm emekçilerimizle buluşturacağız.”

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 11 yıl önce 2023 yılı vizyonunu açıkladığını, açıklamanın “sözde vizyon özde atmasyon” olduğunu ileri sürdü.

Erdoğan’ın bu açıklamayı yaptığında dolar kurunun 1 lira 75 kuruş olduğunu ve bugün o açıklamada hedeflenen 2023 yılına gelindiğini belirten Akşener, bugün doların 18 lira 81 kuruş olduğunu ifade etti. Akşener, “Sadece bu durum bile aslında her şeyi anlatıyor. Geçtim vizyonu, büyük bir çapsızlığın ibretlik eseri tüm görkemiyle karşımızda duruyor. Sayın Erdoğan ‘İşsizliği yüzde 5’e çekeceğiz.’ demişti ancak gelin görün ki 2023’te bu da yalan oldu. İş aramaktan umudunu kesenleri bile işsiz saymayan TÜİK’in makyajlı rakamlarına rağmen hedefi tutturmayı geçtim işsizliği katladılar. Yaptıklarının hesabını milletimizle birlikte sandıkta soracağız. 102 gün sonra bu vizyonsuzluktan, bu beceriksizlikten, bu vasatlıktan kurtulacağız.” diye konuştu.

Akşener, üretim esaslı bir teknolojik dönüşüm yaşayan ülkelerin, ileriye doğru bir sıçrama yaptığını, AK Parti’nin vizyoner yönetim anlayışının Türkiye’yi yarı yolda bıraktığını ileri sürdü.

Duruma şaşırmadıklarını ifade eden Akşener, sıçramayı yapabilmek için işinin ehli, alanında uzman kadrolarla çalışmak gerektiğini, Türkiye’de böyle bir kadronun olmadığını iddia etti.

Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorununun bulunmadığını; zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye’nin önündeki tek bir engelin “Bay kriz ve ekibi” olduğunu savunan Akşener, şöyle devam etti:

“Nitekim bu yıldızlar karmasının liyakatli yönetiminde rekabet endeksinde 36 OECD ülkesi arasında sonuncu sıradayız. Yüksek teknoloji ürünlerin ihracatında dünyada 38. sıradayız. Küresel piyasalarda yüksek teknoloji ürünlerinin oluşturduğu pazar son 20 yılda toplam pazarın yüzde 35’ine ulaşarak 15 trilyon dolara yükseldi. Ülkemizin payı ise yüzde 3 seviyesinde kaldı. Yani bu oranla Malezya, Polonya, Meksika, Peru gibi ülkelerin bile gerisinde kaldık. Türkiye’nin zenginleşmesi, kaynaklarını, potansiyelini harekete geçirerek mümkündür; üreterek, gencine, kadınına istihdam sağlayarak mümkündür. Bölgemizde, dünyada sözümüz geçsin istiyorsak bundan 20 yıl sonrasını düşünüp adımlarımızı ona göre atmak zorundayız. Milletimizin beklentisi, Türkiye’nin zenginleşmesidir. İYİ Parti, işte bu haklı beklentileri ilk seçimle birlikte hayata geçirecek iradenin ta kendisidir.

Bugün ihracatımızın 255 milyar dolara gelmesi Sayın Erdoğan’ın sayesinde değil Sayın Erdoğan’a rağmen olmuştur. Biz 14 Mayıs’ta sadece sayın Erdoğan’ı emekli etmeyeceğiz aynı zamanda özgür bir Türkiye’nin de önünü açacağız. Hukukun işlediği adil bir Türkiye’nin önünü açacağız. İnişli çıkışlı bir devri kapatıp istikrarlı bir ekonominin temellerini atacağız. Yatırımların önündeki tüm engelleri de hızla 100 gün içinde ortadan kaldıracağız ve Türkiye’yi bir yatırım üssüne çevireceğiz.14 Mayıs, güçlü ve zengin bir Türkiye’nin ilk adımları olacak. 14 Mayıs, özgür ve demokratik bir Türkiye’nin kırılan zincirleri olacak. 14 Mayıs, milletimizin evindeki, ocağındaki, gönlündeki huzurun başlangıcı olacak.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, pazartesi günü 6 siyasi parti olarak Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni kamuoyuyla paylaştıklarını anımsattı.

Metnin, çalışanın, yarının kalkınan, zenginleşen ve demokratikleşen Türkiye’si yolunda atılacak adımları tariflediğini, aynı zamanda istibdata karşı hürriyetin sesini savunduğunu söyleyen Akşener, “Ortak Politikalar Metni, yandaşa karşı milletin sesini savunuyor. İsrafa, yolsuzluğa ve yandaş ekonomisine karşı refahta eşitlenen Türkiye’yi savunuyor. Biz 6 siyasi parti olarak bu zamana kadar iktidarın önümüze yuvarladığı siyasi yün yumaklarıyla değil seçimi kazandıktan sonra neler yapacağımızla ilgilendik.” dedi.

Metnin 14 Mayıs’tan sonra yapacakları çalışmanın somut planı olduğunu belirten Akşener, “Sayın Erdoğan ve saz arkadaşları giderayak kendilerini dedikodularla, iftiralarla ve hamasetle oyalarken, biz milletimiz, memleketimiz için, insanlarımızın mutlu geleceği ve yoksulluğu nasıl bitireceğimize çalıştık. 85 milyonun huzurla nefes alacağı bir Türkiye’yi nasıl inşa edeceğimize çalıştık. Millet İttifakı, millete rağmen değil milletle beraber yol yürüyecektir. Yani muhalefetin istikametini milletimiz çizecektir. Yani milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır.” diye konuştu.

Mücadelelerinin “Türkiye sevdalılarının mücadelesi” olduğunu dile getiren Akşener, şunları kaydetti:

“Bu mücadele, Gezi’de sesini duyurmaya çalışanların, en ücra mahallelerde sandık başında sabahlara kadar müşahitlik yapanların, Boğaziçi Üniversitesinde haysiyetini korumaya çalışan akademisyenlerin mücadelesidir. Bu mücadele, baskı altında nefes alamayan gençlerimizin, şiddete, açlığa ve sefalete mahkum edilen çocuklarımızın, AK Parti’li olmadığı için makbul vatandaş kabul edilmeyen milyonların sürekli olarak haksızlığa uğratılan mazlumların mücadelesidir. Bu mücadele öldürülen kadınların, şiddet gören doktorlarımızın, atanamayan öğretmenlerimizin, enflasyon altında ezilen babalarımızın, çocuğuna et yediremeyen annelerimizin mücadelesidir. Bu mücadele, batılın karşısında hakkın mücadelesidir. Bu mücadele haramın karşısında helalin mücadelesidir. Bu mücadele, zulmün karşısında istiklalin mücadelesidir. Bu mücadele, istibdatın karşısında hürriyetin mücadelesidir ve bu kutlu mücadele hiçbir kaprise, hiçbir inada kurban edilemez.”

CEVAP VER