
Orhan Veli, dilimizin ve şiirimizin afacanıdır. Hangi şairin aklına ‘kuyruklu’ şiir yazmak gelir? Orhan Veli’nin ‘Kuyruklu Şiir’ini ilk okuduğumda ortaokul öğrencisiydim. Şiir bir gazete yazarının köşesindeydi.
Kuyruklu Şiir’in toplumsal adaletsizlik ve sınıf farklılığına dikkat çektiğini, ekonomik ve sosyal eşitsizliğe alaylı bir gönderme olduğunu sonra öğrenecektim.
Kuyruklu Şiir
Uyuşamayız, yollarımız ayrı;
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil, hani,
Böyle kuyruk sallamak tanrının günü.
Bu kış kıyamette Orhan Veli’yi ve Kuyruklu Şiiri hatırlatan bir olaya tanıklık ettim. Arkadaşlarla buluşacağız. Kızılay’da Sakarya Caddesi’nin başında bekliyorum. Çankaya Belediye Başkanlığı binası ile çiçekçilerin arasındaki süs havuzunun bank olarak kullanılan çevresinde güvercinler gibi tünemiş insanlar. Neredeyse hepsi emekli.
Emekli maaşları yeni güncellenmiş. En düşük emekli aylığı 20 bin liraya yuvarlanmış. Emekli ne konuşacak? Parasının yetmediğinden, açıklanan rakamların yetersizliğinden ve hayat pahalılığından elbet.

Sakarya Caddesi
Ankara’da Sakarya Caddesi denilince akla ilk gelen balıkçılardır. Emeklilerin oturduğu süs havuzlu heykelin banklarına yakın balıkçıda mevsim balıkları parıl parıl parlıyor.
Balıkların tezgâhtaki yerleri hiyerarşik düzenlenmiş. Öndeki tezgâhlarda, kilosu 300 liradan başlayan balıklar var: Hamsi, istavrit, sardalya.
Bir basamak yukarıda palamut, çupra, mezgit, somon, levrek. Fiyatları 600-750 lira arasında. En arkadaki tezgâhlar ise kalkan, barbun, uskumru gibi fiyatı bin liranın üzerinde olan balıklara ayrılmış.
Tombiş Kedi
Bir obez kedi; henüz bir yaşında bile değil. Tezgâhların önünde nöbette. Balıkçı, müşterilerin arada bir boş bıraktığı tezgâhtan bir hamsiyi kuyruğundan tutup kediye fırlatıyor. Kedi balığa doğru ağır çekim yürüyor. Sırtını tezgâha dönüyor. Yayalara aldırış etmiyor, korkmuyor. Ya oralarda doğdu ya yavruyken oralara bırakıldı.
Kedi, balığı pençelerinin arasına alıyor ve tadını çıkara çıkara yiyor. Aç olmadığı belli. Kısmi doyma hissine sahip canlı olduğu için önüne atılan yiyeceği görmezden gelemiyor. Balığın tadını biliyor. Birkaç ısırıkta hamsiyi yutuyor.
Kedi, yeniden tezgâha dönüyor, gözlerini balıkçıya dikiyor. Balıkçı bu kez bir sardalya fırlatıyor. Sardalya pençelerden pembe, pütürlü dilin sığınağı olan ağıza geçiyor. Kedilerde evrimleşme sürüyorsa, Sakarya’nın kedileri birkaç bin sene sonra balık yemekte martılara rakip olur. Balıkları çiğnemeden yutmayı öğrenmiş olurlar(!)
Ne kedi balığa doydu, ne balıkçı kediye balık vermekten bıktı. Yaklaşık 20 dakika kadar beklediğim zaman diliminde kedi büyük bölümü hamsi olmak üzere 15 kadar balık yedi.
Kediyi Kıskanmak!
Balıkçıyla kediyi izleyen yalnız ben değildim. Yakınımdaki iki emekli de olayın takipçisiydi. Emeklilerden biri, arkadaşına “Kedideki şansa bak! Onun bir günde yediği balığı ben ayda bir kez evime alamıyorum” dedi.
Arkadaşının yanıtı “Kediyi kıskanacağım hiç aklıma gelmezdi. Kedinin yediği balığa göz koyduğumuzu sanacaklar. Ne günlere kaldık” şeklinde oldu.
Emeklilerin kedi ve balık üzerine sohbeti memleketin yönetimine, ekonominin gidişine evrilirken, engelli bir seyyar ayakkabı boyacısı geldi, yanlarında durdu. Boynundan boya sandığının askısını çıkartırken bir anda vaz geçti ve “65’likler, 65’likler. Ayakkabı boyatmazlar. Bunlar da her yerde” diye söylenerek uzaklaştı.
Yaşamın Güzelliği
Yaşamın güzelliğini duyumsayan insanlar. Var olmanın, soluk alıp vermenin tadını çıkaran insanlar. Bir heykelin önünde, bir havuzun başında, parklardaki bankların müdavimi insanlar.
Onlar, insan seli içinde birer ağır kütle. Telaşsız ve sakinler. İç dünyalarındaki fırtınayı kimseye hissettirmeyen kütle. Giderek çoğalıyorlar. Onları en çok Kızılay’da görüyorum. Ölüme yatmak daha mı iyi? Hayata küssünler mi?
16 milyon emekli var. Bunun 2 milyona yakını Ankara’da. Peki ortalama emekli aylığı ne kadar? 23 bin 551 lira. Bu ortalama “en düşük aylık”tan 3 bin 551 lira yüksek.
Emeklilerin hayatla bağlarını koparmayın. Emekli aylıkları yaşam ipine tutunmayı sağlayacak kadar olamaz mı?
Bir gün İzmir Caddesi’nden simit, güvercin ve emekli manzaralarını da yazacağım.




