Gülnihal Kalfa’nın “Çiçeklenen Yokluk” başlıklı ilk kişisel sergisi Cinnah Caddesi Ka’da sanatseverlerle buluştu.

6 Şubat 2026 Cuma günü saat 18.00’de gerçekleşen açılış Başkent’te çok sayıda sanatseveri bir araya getirdi.

6 Şubat – 21 Mart 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek olan serginin manifestosunda şu ifadeler yer alıyor:

ÇİÇEKLENEN YOKLUK

Gülnihal Kalfa’nın resimleri ilk bakışta sakin görünür: mavi bir dünya, tanıdık bir gerçekçilik. Fakat izleyen için bu sakinlik uzun sürmez. Mavi “renk” gibi davranmaz, bir atmosfer, bir iklim, hatta bir eşik gibi çalışır; dış dünyayı çoğaltan renk çeşitliliği geri çekilir, bakış biçime, ışığa, dokuya, resmin kurduğu duygu iklimine zorunlu olarak yaklaşır.

Burada romantizmin “mavi çiçeği” devreye girer. Novalis’in 1802’de yayımlanan Heinrich von Ofterdingen adlı eserinde mavi çiçek arayışın, özlemin, “ulaşılamayanın” simgesidir. Fakat Kalfa’nın mavi çiçeği, ya da daha doğru ifadeyle Kalfa’nın mavisi bize, romantik bir kaçışın tatlı vaadini taşımaktan çok, arayışın bedelini; peşine düştüğümüz şeyden sonra hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayabileceğini, iyileşmenin aksine kötüye gidebileceğimizi, kuşkusuz değişeceğimizi hatırlatır.

Otoportrelerde ise izleyici buna doğrudan tanıklık eder. Kimliğin kırılganlığı, çoğulluğu, bazen de bölünmüşlüğü gözler önündedir. Sahnenin içinde bir şey yerinden oynamıştır, fazladan bir sessizlik, abartısız ama ısrarcı bir gerilim, tanıdık olanın içine sızmış yabancılık hissedilir. Burada bir başka ikilik daha, kadın bedeninden gerçekleşen bir doğum ve doğan canlının bir gün ölecek olmasının basit ama sarsıcı birlikteliği de mevcuttur. Mavi de yaşam ve ölüm gibi, hem bir yakınlık hem bir mesafe; hem bir davet hem bir sınır yaratır.

Bu eserlerde Gülnihal Kalfa’nın çocukluğundan taşınan iki hatıra gizlenir: anneanne ve babaanne. Biri şifayla, korumayla, yatıştırmayla güvenli bir alan olarak hatırlanır, diğeri ise aynı evin içinde ritüellerle, işaretlerle, fısıltılarla, karanlıkta büyüyen merakla başka bir kapı açar. Çaputlar, kâğıtlara çizilen semboller, anagramlar, garip şekiller çocukken oyun gibi görünürken büyüdükçe anlamları değişir. Bir nesne, bir işaret, bir düğüm; gündeliğin içinde tam da sıradanlıkları sebebiyle tekinsiz hale gelmiştir.

Kalfa’nın resimleri bu iki alanı, aynı sevgiden çıkan iki farklı his olarak yan yana getiriyor. İnsanın bazen tam da sevdiği şeyin içinde yabancılaşmasının izini sürüyor. Tanıdık olan bir anda yer değiştiriyor ve yeni yerine, sanki başından beri oradaymış gibi yerleşiyor.

Bazı hatıralar, bazı hikâyeler ancak “tam anlatılmadıklarında” gerçek kalıyor. Bazı yokluklar da ancak orada durmalarına izin verildiğinde çiçekleniyor.

Sergi 6 Şubat – 21 Mart 2026 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek. (kaynak:ankaranethaber.com)

CEVAP VER