Ebru sanatçısı Devrim Güngör’ün “An-ı Seyyal” isimli ebru sergisi Krişna Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı.

Başarılı sanatçının Ankaralı sanatseverlerle buluştuğu sergi için bugün saat 18.00’de açılış kokteyli düzenlendi.

Sanatçının 33 eserinin yer aldığı sergi yoğun katılıma sahne oldu. Eserler, davetliler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle takip edildi.

TÜM EBRUSEVERLERİ DAVET EDİYORUZ

Sergiye ilişkin ankaranethaber.com muhabirine açıklamada bulunan Devrim Güngör, “Sanatseverlere böyle bir sunum yaptığım için mutlu ve heyecanlıyım. Ebru sanatı üzerine bugüne kadar çok sayıda sergiye katıldım. Ancak kişisel olarak bu üçüncü sergim. Tüm ebruseverleri Başkent’te açılan ve 19 Şubat 2026 Perşembe gününe kadar ziyaret edilebilecek olan bu sergiye davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Devrim Güngör, “An-ı Seyyal” sergisinin manifestosunda serginin temasını şu şekilde ifade ediyor:

“An-ı Seyyal, ebru sanatını en iyi anlatabilecek ifadelerden biridir. Ebru, zamanın durdurulamaz doğasını temsil eder. Sanatçı, kâğıdı suyun üzerine kapattığı o an, zamanın sonsuz akışından (seyyal oluşundan) bir kesit alıp onu ebediyete hapsetme girişiminde bulunur. Çünkü her ebru tek ve benzersizdir. Suyun üzerindeki o anlık dizilim, evrendeki hiçbir kuvvet tarafından birebir tekrar edilemez. Bu yönüyle An-ı Seyyal, doğanın o ana özel sunduğu bir ikramdır.

Sanatçı boyayı damlatır (hareketi başlatır), ancak boyanın su üzerindeki son şekli “akışa” bağlıdır. An-ı Seyyal, sanatçının suyla inatlaşmayı bırakıp o anın getirdiği güzelliğe rıza gösterdiği “teslimiyet” anıdır. Suyun üzerinde renklerin vuslata erdiği, saniyelerin bile uzun kaldığı o kararsız ama muazzam denge hâli; fırçadan düşen bir damlanın kitreyle buluştuğu andan, kâğıdın tekneye değdiği ana kadar geçen o akan zaman… Ebru, bu akışkan zamanın içinden çekilip çıkarılmış bir mucizedir.

Ne bir saniye öncesi vardır o desenin ne de bir saniye sonrası; sadece o an vardır. O an, artık kâğıdın liflerinde sonsuza dek mühürlenecektir. An-ı Seyyal, suyun rüyaya yattığı; rengin ise rüyaya uyandığı andır. Zamanın parmaklarımızın arasından bir nehir gibi akıp gittiği bu dünyada ebru, o hırçın akışı bir anlığına dinlendirme sanatıdır.

Fırçadan düşen her damla, suyun sinesinde kendi kaderini arar. Kâğıt suya değdiği an zaman durur. Akışkan olan seyyal, kalıcı olana dönüşür. Bu, evrenin o ana mahsus fısıltısını kâğıdın kalbine mühürlemektir. Ebru, bitmiş bir resim değil; bir oluş sürecidir. An-ı Seyyal ise bu sürecin zirve noktasıdır. Kontrol ile teslimiyetin, sanatçı ile suyun el sıkıştığı o kritik an; ne suyun tamamen özgür olduğu ne de sanatçının tam hükmettiği bir aralıktır. Sadece o akan an içinde var olan bir güzelliktir.

Biz buna An-ı Seyyal diyoruz.” (kaynak:ankaranethaber.com)

 

CEVAP VER