MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Siyasi mücadelenin bir ahlakı olmalıdır. Siyasi mücadele dürüstçe, mertçe, adam gibi yapılmalıdır. Tarihin her devrinde, amaca giden her yolu meşru ve mubah görenler tehlike saçan irtibat ve iş birliği içine girmekten kaçınmamışlardır. Çünkü fazilet ve ferasetleri kuru, fikir ve fiilleri kördür.” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü’nde il başkanlarıyla özlem giderdiklerini, ardından Merkez Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu’nun ortak toplantısını gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Bir gün sonra da belediye başkanlarıyla bir araya gelerek içinden geçilen siyasi süreci ve belediyelerin ana meselelerini ele aldıklarını ifade eden Bahçeli, “Teşkilatlarımız diridir, dengelidir, dava mücadelesini yurdumuzun her köşesinde şevkle, heyecanla, inanmışlıkla ve ağız birliği içinde ifa etmektedir.” diye konuştu.

Bahçeli, partisinin diğer yetkili kurullarının faaliyetlerini azimle ve istikrarla sürdürdüğünü belirterek, şöyle konuştu:

“Kalpleri mühürlü olanlar görmese de çalışıyoruz, çabalıyoruz, milletimize hizmetkarlıkta canımızı dişimize takıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışının rehberliğinde duruş göstermektedir. İstiyoruz ki, istiklal için birlik olalım. Diliyoruz ki, istikbal için dirlik içinde hareket edelim. Nihayetinde diyoruz ki, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan Türk milleti olsun.

Ne gidilecek bir yerimiz ne de terk edilecek bir toprağımız vardır. Ne sırt dönülecek bir insanımız ne de sırça köşklere değişilecek bir ülkemiz söz konusudur. Geleceğe umutla bakıyoruz, gelişmeleri ufuk derinliğiyle kavrıyoruz.

Türkiye’nin hakkını görmeyen, Türk milletinin haysiyetini gözetmeyen her teklife, her tertibe, her teşebbüse, her tefrikaya karşıyız, kapalıyız. Duymayan varsa tekrar edeyim, biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Biz bu milleti canımızdan aziz bildik. Biz bu cennet vatanı namus belledik.”

Türkiye’yi meşgul eden her sorunla ilgili düşüncelerinin, yapıcı önerilerinin MHP muhaliflerinin dahi bildiği ve tasdik ettiği bir gerçek olarak meydanda bulunduğunu aktaran Bahçeli, “MHP Milliyetçi Hareket Partisi olarak kendimize güveniyoruz, milletimize inanıyoruz.” dedi.

Türkiye’yi kötüleme yarışı içine girenlerin milli özgüveni aşındırmak isteyen “çorak zihniyetlerden” başkası olmadığını ifade eden Bahçeli, “Öldük, bittik, tükendik, mahvolduk, bizden bir şey olmaz teranelerine hapsolan süfli çevrelerin bizatihi Türk milletiyle ilgili sorun ve sıkıntıları olduğunu görmek ve deşifre etmek lazımdır. Bugünkü siyasi panoramadan bakınca zillet ittifakının çatısı altında buluşan partilerin içine düştükleri zaaf ve açmazların temelinde objektif bir değerlendirmeyle söylersek bu tespitimizin yattığı görülecektir.” değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:

“Siyasi mücadelenin bir ahlakı olmalıdır. Siyasi mücadele dürüstçe, mertçe, adam gibi yapılmalıdır. Tarihin her devrinde, amaca giden her yolu meşru ve mubah görenler tehlike saçan irtibat ve iş birliği içine girmekten kaçınmamışlardır. Çünkü fazilet ve ferasetleri kuru, fikir ve fiilleri kördür. İlkesizlerin bağımsız bir iradesi olamaz. İradesi esir düşenler için ülke ve ülkü diye bir meselenin esamisi okunamaz. Bu eyyamcı tipler gelene ağam gidene paşam diyecek kadar çıkarlarına düşkündür. Bunları kimler kafa kola almışsa, onlarla ahbap çavuş ilişkisine girerler.

Zillet partileri, kağıttan kaplan olmaları şöyle dursun, zalimlerin elindeki yedili kozdur. İkbal kaygıları her şeyin önündedir. Yeter ki ağızlarına bir parmak bal sürülsün, her yeri içi boşaltılacak arı kovanı zannederler. Kapan üstünde peynir bile görseler, akara kokara bakmazlar, midelerine girecek bir lokmanın peşine düşerler. Sinek gibidirler, pekmezciyi hemen tanırlar. Kümesi iyi biliyor diye tilkiyi bekçi yapmaya kalkarlar. Gavurun ekmeğini yediler mi, kılıcını sallamaya başlarlar. Bunlara göre etek öpmekle dudak kirlenmez, eğilip diz çökmekle onur elden gitmez. Çobanla bir olup kuzuyu yerler, sonra da dönüp sahibiyle birlikte yas tutarlar. Hz. Ali’nin katili İbn-i Mülcem gibi ikiyüzlüdürler. Mescid-i Dırar’ın müdavimleri kadar fitnecidirler. Suret-i haktan görünseler de siret-i hakikatleri felakettir. Türkiye işte böylesi bir muhalefet yozlaşmasına alarm verici ölçüde maruzdur.”

Bahçeli, çok değil, 2020’nin farklı tarihlerinde erken seçime karşı olduklarını, buna gerek duymadıklarını sürekli vurgulayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ne olduğunu, nereye kaybolduğunu; bir yıl içinde neyin değiştiğini sordu.

Bahçeli, “Kılıçdaroğlu’nun erken seçim zorlaması kimlerin talebi, hangi karanlık mahfillerin siparişidir? FETÖ’cülerin 6 aylık süre içinde Kılıçdaroğlu’nun iktidarını dillendirmeleri, birdenbire mayısın ilk haftasından itibaren hükümet üyelerini hedefine alan iftira kampanyaları, erken seçim dayatmasıyla yakından bağlantılıdır.” diye konuştu.

ABD’nin, bazı Körfez ülkeleriyle hain bir senaryo üzerinde kafa yorduğuna dair iddiaların havalarda uçuştuğunu belirten Bahçeli “Birleşik Arap Emirlikleri’nden İsrail’e kadar Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı, bölgesel yükselişinin önünü kesmeyi amaçlayan ülkelerin örtülü operasyonları, asimetrik tahrikleri anlaşıldığı kadarıyla şiddet ve yoğunluk kazanmıştır. Kılıçdaroğlu ve diğer yandaşları bu operasyonların siyaset ayağıdır.” değerlendirmesini yaptı.

Bahçeli, 15 Temmuz gecesi Türkiye aleyhine düşmanca bağlantıları bilinen ülkelerin, zillete yatırım yaptıklarıyla ilgili şüphelerin, bir vehmin sonucu değil, tedbirli ve teyakkuz içinde olunmasını gerektiren vaki bir tespitin izharı olduğunu belirtti.

“Biden’in dümen suyuna giren, gazına gelen, kanlı teknesine binen Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin, erken seçim isteği sahibinin sesi, melanetin sözüdür.” ifadesini kullanan Bahçeli, Türk milletinin, böylesi bir tuzağa kesinlikle düşmeyeceğini bildirdi. Bahçeli, Türkiye’nin büyümesini, yeni hükümet sistemiyle derlenip toparlanmasını çekemeyenlerin paslı değirmenine su taşıyanların vebal altında olduğunu dile getirdi.

Oyunun, büyük, sinsi ve karanlık olduğuna işaret eden Bahçeli, “CHP yönetiminin makam ve koltuk uğruna Türkiye’nin karşısına geçmesi, husumet cephesine kurşun askerlik hevesi, sorarım sizlere zillet değildir de nedir?” sorusunu yöneltti.

Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun, bir an önce seçime gidilmesini istediğini anımsatarak, “Belli ki acelesi var, belli ki aldığı talimatın süresi dolduğundan telaş içinde. Daha da çirkefleşerek ‘milletten korkulur mu?’ diye soruyor. Asıl korkanın, asıl demokrasi kaçakçısının, asıl milli irade kalpazanın bizatihi zihniyeti olduğunu unutmuşa benziyor. Desteksiz sallayan Kılıçdaroğlu, Anayasa ile ilgili referandum yerine, seçimlerin yapılıp yapılmamasıyla ilgili referandumdan bahsediyor. Mafyayı Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı gören Kılıçdaroğlu, yine yalan makinesi olmakla kalmıyor, organize suç şebekelerinin nefesi, terör örgütlerinin neşesi, Türkiye düşmanlarının da nesnesi olduğunu görmüyor, göremiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Şu anda CHP yönetimine siyasi propaganda üretimini kimin yaptığı, söylem ve eylem sınırını hangi suçluların belirlediğinin herkesçe bilindiğini ifade eden Bahçeli, “Kılıçdaroğlu masal atlatmasın, ruh ikizi haline dönen mafyaya baksın. Bizim mafyayla ortak olduğumuzu söylemek bariz bir saptırmadır. Ama mafyanın CHP’ye, boyalı medyaya, tetikçi köşe yazarlarına nasıl nüfuz ettiğini, bunları kafese nasıl yerleştirdiğini bilmeyen, duymayan, görmeyen kalmamıştır.” dedi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“CHP yönetimi öyle bir hale gelmiştir ki, hamama götürseniz kurna beğenmezler, düğüne götürseniz zurna beğenmezler. Zehirli mantar gibi her dedikodunun etrafında biterler. Tek ayaküstünde kırk yalan söylerler. Sayın Kılıçdaroğlu, fazla heveslenme, fazla celallenme, fazla zorlama, fazla hesap hatası yapma, ülkemizin erken seçim diye bir gündemi yoktur, bunu da kiralık aklından sakın çıkarma. Demedi deme, adam sözü dinle. İP’in başkanıyla birlikte emperyalizmin reklam yüzü olmaya özenme, Türk milletini ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışma. Cumhurun ve Cumhur İttifakı’nın ortak iradesi nettir, nitekim Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimi 2023 yılının Haziran ayında yapılacaktır. Bugünden itibaren de seçimlere 754 gün kalmıştır. Sayın Kılıçdaroğlu, önce sabret, sonra da seyret; milletin zilletle göreceği demokratik hesaba şunun şurasında 2 yıl 24 günlük süre vardır.

CHP yönetimine tavsiyem, ekin tohumun hasını, çekmeyin yiyecek yasını. ‘Mutfakta yangın var’ deyip durmayın, yanan sizin iradenizdir, yangın yerine dönen sizin imtiyazlı ve izansız siyasetinizdir. Kaldı ki 2021’in ilk çeyreğinde yüzde 7 büyüyen Türkiye ekonomisinin vahim fırtınadan nasıl çıkma başarısı gösterdiğini kabul ve ifade edin.

Elbette şu gerçeğin farkındayız, kafasının içi şeytanlaşmış insanlara doğruyu anlatmak, doğruyu göstermek suyun üstünde yürümek, yüzerken terlemek gibidir. Olsun varsın, biz yürümeye de varız, terlemeye de hazırız, çünkü yanlışa teslim edilecek, zillete rehin ettirilecek bir ülkemiz, bir vatanımız, bir milletimiz, bir geleceğimiz asla yoktur. ‘Var’ diyenlerin alınlarını karışlarız, pejmürde yakalarından tutarız, sorulacak hesabı da mahşere bırakmayız.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, terörle mücadele alanında gösterilen başarıların milleti haklı olarak sevindirdiğini ifade etti.

1 Ocak 2021’den bugüne kadar yapılan 181 operasyonda toplam 1162 teröristin etkisiz hale getirildiğini, ihanetin bedelinin taksit taksit hainlere ödettirildiğini belirten Bahçeli, “Bu ülkeye kastetmek, milli güvenliğimize suikast düzenlemek için elleri tetikte gezen canilerin sonu hüsrandır. PKK/YPG’nin beli kırılmıştır. Hem vatan topraklarımızdan hem de mücavir bölgelerden teröristlerin temizlenmesi konusunda üstün ve fedakarca bir mücadele yürütülmektedir.” diye konuştu.

Terör örgütü PKK’nın ihanetle açtığı kanlı sayfanın muhakkak surette kapatılacağını, FETÖ’nün kalıntıları, elebaşları ve kripto elemanlarının yakalanıp cezalandırılacağını dile getiren Bahçeli, “Bu devran böyle gitmemelidir, gitmeyecektir. Hain terörist başı Gülen’in yeğeni olduğu iddia edilen Selahaddin Gülen, başarılı bir operasyonla yurt dışından Türkiye’ye getirilmiştir. Vakit adaletin karşısında hesap verme vaktidir. Bu aşamada, darısı diğer FETÖ’cülerle PKK’lı alçakların başına olsun demek boynumuzun borcudur.” ifadesini kullandı.

FETÖ’cülerle PKK’lılar hakkında süren davaların bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri tarafından bir an önce sonlandırması gerektiğini belirten Bahçeli, “Yaklaşık 1780 gündür süren mahkemelerin maşeri vicdanı rahatsız ettiğini açıklıkla ve ikazen söylemek isterim. Adalet kurumları son kararlarını vermekte geciktikçe dipsiz tartışmalar, ipe sapa gelmez polemikler, bilhassa dış tahrikler artış göstermektedir. Yargı reformlarının konuşulduğu, dördüncü yargı paketinin gündeme geldiği bir dönemde FETÖ ve PKK’yı kapsamına alan adli süreçlerin bitirilmesi, kimin suçlu kimin masum olduğunun tayin ve tefriki süratle temin edilmelidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, mahkemelerin uzamaya devam etmesi halinde Türkiye’nin uluslararası çevrelerce istismarına zımnen göz yumulmuş olacağını ifade ederek, “Takdir edeceğiniz üzere, buna da hiç birimizin, hiç kimsenin hakkı yoktur. Terörle mücadele hukuk sınırlarına bağlı kalarak icra edilmektedir. Bir devletin hükmü adaletidir.” şeklinde konuştu.

“Bugün mutfak yanıyorsa yarın söndürürüz, daha çok iş, daha çok aş üretiriz. El birliği yaparız, güç birliği yaparız, bir çalışıyorsak yüz çalışırız, ekonomideki ağırlıkları birer birer söküp atarız. Dün yaptık, gene altından kalkarız. Ancak vatan yanarsa, ülke ateşe verilirse, ne yanmış veya dolmuş bir mutfak ne de karnımızı doyuracak bir sofra bulabiliriz.” diyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Amacımız bellidir; Türkiye aç hürler, tok esirler ülkesi olmayacaktır. Terörle mücadele cephesini sağlam tuttuğumuz kadar sosyal ve ekonomik kalkınmışlığı da hedeflemeliyiz. Fakat salgın döneminde dünyanın bile içine gömüldüğü ekonomik şikayetleri siyasal itiraza dönüştürüp kara propagandaların garsonluğunu yapmak doğru değildir, samimi değildir, vatan ve millet sevgisiyle de bağdaşmayacaktır.

Mesela domates, patlıcan, soğan yiyemiyoruz itirazını seslendirirken birdenbire hain kurşunları yersek, ülkemizi yemeye çalışanlara gözümüzü ve vicdanımızı kapatırsak tarihi varlığımızı nasıl koruyabiliriz? CHP yönetimi, bağımsızlık ve bekamız risk ve tehdit altındayken hangi yangından, neyin yenilip yenilmediğinden söz açıyor? Bakınız, Suriye yaklaşık 10 yıldır iç savaş tünelindedir. Ülke topraklarının üçte biri kontrol dışıdır. Üstelik geçen hafta trajikomik demokrasi ihlallerinin tescillendiği bir başkanlık seçimine sahne olmuştur. Esad 2014’te yüzde 88 olan oyunu, seçimlerin yapıldığı coğrafi alanlarda yüzde 95,1’e çıkarmıştır. Şam’da halk sabaha kadar kutlama yapmıştır. Göstermelik diğer iki başkan adayı da beklendiği üzere havalarını almıştır. İç savaşın Suriye ekonomisine maliyeti 1 trilyon 200 milyar dolardır. Halk yoksul ve açtır, sefalet diz boyudur. İç savaş olmasaydı, Suriye barış ve huzur içinde yaşasaydı, dahası 1 trilyon 200 milyar dolar da Suriyelilerin hizmetine harcansaydı bugünkü kara tabloya mahkum olurlar mıydı?

YPG terör örgütünün kendi vatanını koruduğunu, bize de saldırmayacağını acayip ve acıklı çürük bir mantıkla açıklayan Kılıçdaroğlu ve yakın ekibi, Suriye trajedisinden hiç mi ders çıkarmıyorlar? Türkiye’yi Suriye’ye çevirmek için yazılan ve uygulanması için fırsat kollanan rezil senaryoları da mı görmüyorlar? Ülkesine yabancılaşmış, milletiyle gece gündüz misali ters düşmüş bir CHP zihniyetinin yatıp kalkıp mutfak demesi, yaygınlaşan tehlikeleri hafife alması nasıl bir körlük, nasıl bir kütüklüktür? Yabancı gazeteleri okuyun, sivil toplum kuruluşlarının ve düşünce kuruluşlarının raporlarını inceleyin, CHP’nin siyasi üslubuyla benzerliği hemen fark edeceksiniz.”

Devlet Bahçeli, Joe Biden’ın ABD Başkanı olmadan önce 17 Ocak 2020’de, The New York Times gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’deki muhalefeti desteklemeleri gerektiğini ifade etmesinin “zillet ittifakına atılmış pas” olduğunu söyleyerek, “Kılıçdaroğlu bu pası almış, Türkiye’nin kalesine gol atmak için sahaya inmiştir. Onun için Türkiye’nin terörle mücadelesi, sınır ötesindeki kahramanca faaliyetleri önemsiz, ihmal edilmesi gereken küçük bir ayrıntıdır.” görüşünü dile getirdi.

ABD’nin 2022 bütçesinde, savunma harcamaları kaleminde terör örgütü PKK/YPG’nin dahil olduğu eğit-donat programı için 522 milyon dolarlık fon ayrılmasının müttefiklik hukukuna ve bu ülkenin Dışişleri Bakan Yardımcısıyla geçen hafta teyidi yapılan stratejik ilişkiye müzahir şerefli bir tavır olup olmadığını soran Bahçeli, “Bize göre, şerefli bir tavır değildir ama Kılıçdaroğlu’na sorsanız, yalnızca sönmeye yüz tutmuş mutfaktaki yangını söyler, takılmış plak gibi ezberlerini tekrar eder.” diye konuştu.

Kaygıları, sorumlulukları bulunduğunu, tarihe ve millete karşı görevlerinin tartışmasız seviyede olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Zillet ittifakına göre, devletin ve milletin hakkını savunmak gibi bir gündem söz konusu değildir. Ama biz öyle değiliz, olamayız; çünkü bu devlet bizimdir, bu ülke bizimdir, bu millet de doğudan batıya, güneyden kuzeye hepimizdir. Herkes eşittir Türkiye’dir.” değerlendirmesini yaptı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Ayasofya-i Kebir Camisi’ndeki vaazda Atatürk hakkında söylenen sözlere değinerek, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e tahammülsüzlük, lamı cimi yok Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür. Bugün varsak, bugün hayattaysak, bunun şeref payesi Türk tarih silsilesinde müstesna bir yeri olan aziz Atatürk’ündür. İdeolojik dogmalarla, ilkel bir taassupla, keskin önyargılarla Atatürk düşmanlığı yapmak, millete değil hıyanete hizmettir.” dedi.

“Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi açılmışken, büyük bir özlem olan Taksim Camisi’nin manevi hayatımıza kazandırılması, Müslüman gönüllerle buluşturulması sağlanmışken nükseden Atatürk alerjisinin esas gerekçesini nasıl okumalı, nasıl anlamalıyız?” sorusunu yönelten Bahçeli, şunları kaydetti:

“İktidarın millete mal olmuş muhterem eserlerini gölgelemeye, kutuplaşmayı teşvik etmeye kimin ne hakkı vardır? Her güzel ve memnuniyet verici gelişmelerin yaşandığı bir dönemde suyu bulandıran, ortamı kızıştıran, bunu da Müslüman kisvesi altında yapan kişilerin Türkiye’nin huzuruyla oynamaları provokasyondur. Bunlar iyi araştırılmalıdır, maksatları derinlemesine tahlil edilmelidir. Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir. Vaazlarıyla milli birliğimizi yaralamaya, tarihi şahsiyetlerimizi kötülemeye hiç kimse cüret etmemelidir.

İnanç sahibi insanlarımızı üzmek, özellikle de bugünkü AK Parti hükümetini töhmet altında bırakmak, yapılan muhteşem hizmetleri söz ve fiillerle karalamak temiz bir mizacın, ihlaslı bir kalbin sonucu değildir. Herkes uyanık olmak zorundadır. İslam adına İslam’ın temel değerlerini, kutlu çağrılarını hamasetle tartışmaya açmak ahlaken sorunludur. Sorumsuz ve şuursuz konuşmaların, temelsiz ve mesnetsiz ithamların hiç kimseye faydası yoktur. Atatürk’e bühtan edenlerin milletimizin gözünde zerre değeri olmayacaktır.”

Bahçeli, Atatürk’ün milli birliğin ortak paydası olduğunun altını çizerek, “Kim Gazi Paşa’ya saldırıyorsa, kimin Gazi Paşa’ya kötü sözü dokunmuşsa ya soy kütüğünde bir karanlık nokta ya da mazisinde yüzünü kara çıkaracak bir mahcubiyeti vardır. Atatürk’ün manevi hatırasını hezeyanla ilzam etmek İslam’a katkı mıdır? Mukaddesatımıza sahip çıkmak, ona refik olanlara, ona refakat edenlere sahip çıkmaktır.” ifadelerini kullandı.

Atatürk’e hakaret etmenin mukadderata da husumet anlamına geldiğini dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

“Allah için söyleyiniz, Atatürk’e dil uzatanlar daha iyi Müslüman olduklarını mı sanıyorlar? Atatürk’e en ağır sözleri reva görenler Türk milletinin ruhunu okşadıklarını mı düşünüyorlar? Ey kendini bilmez akılsızlar, Atatürk’ümüzden ne istiyorsunuz? O tarih sahnesine çıkmasaydı, Türklüğün kıvancı, İslam’ın bekçisi olmasaydı, doğduğunuzda kulağınıza ezan mı okunur, yoksa bir kilisede vaftiz mi edilirdiniz? Atatürk’ün hatıralarına ve heykellerine saldıran zavallılar, sizin yel değirmenlerine savaş açan Don Kişot’tan, yancısı Sanço Panço’dan ne farkınız vardır?

Yüce dinimizde, açıkça haram işleyen bir günahkara bile hakaret uygun bulunmamıştır. Dirilere olduğu gibi ölülere sövmek de Hz. Peygamber tarafından kesinlikle yasaklanmıştır. Bu yüzden ölülerin arkasından kötü konuşmamak ve onları hayırla yad etmek Müslümanların yaşattığı güzel geleneklerden birisidir. Kafirlik ve zalimlik Türk milletinin sinesinden çıkan hiçbir vatan ve millet kahramanına layık görülemez. Herkes bilsin ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim ve milletimizin kırmızı çizgisidir. İlk Cumhurbaşkanı’mız ve Milli Mücadele’nin yol başçısıdır. İman ve insaf sahibi herkes ona hürmetle mükelleftir.

Yüce Allah’ın Bakara Suresi’nin 204’üncü ayetinde tıpkısının aynısıyla buyurduğu şudur: ‘İnsanlardan öylesi vardır ki onun dünya hayatına dair sözleri senin hoşuna gider. O, kalbinde olmayana Allah’ı şahit tutar. Oysaki düşmanların en amansızıdır.’

Atatürk Türkiye’dir. Atatürk Cumhuriyettir. Atatürk maşeri vicdana altın harflerle kazınmış ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ seslenişinin mimar başıdır. Onu rahmetle anmak, ona saygı duymak, onun eserlerine sadık kalmak her nesil, her Türk evladı için ödevdir. Emel sahiplerini uyarıyorum, Atatürk’ten elinizi çekin, isnatlarınızı kesin, dilinizi susturun. Fani bedeni olmasa da müstesna hatıralarını ve yüksek fikirlerini cesaretle savunacak büyük Türk milleti vardır ve kötü niyetlilerin alayını karşılamaya gücü yetecektir. Anıtkabir ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halat olan Milliyetçi Hareket Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sonuna kadar sahip çıkacaktır.”

Bahçeli, Dünya Jimnastik Şampiyonası’nda bireysel kadınlar kategorisinde altın madalya kazanan Ayşe Begüm Onbaşı’yı, Avrupa Şampiyonu Anadolu Efes’i kutladı.

Süper Lig’e çıkan Adana Demirspor’u, Giresunspor’u ve Altay’ı da tebrik eden Bahçeli, konuşmasını “Hiç kimse Kara Kartal’ı unuttuğumu zannetmesin. Biliyorsunuz, kartallar yüksekten uçar, eninde sonunda da şampiyonluğa konar. Beşiktaş’ımızın şampiyonluğunu bir kez daha tebrik ediyorum. Taraftarımız diyor ya ‘senin için yanan her meşale, gençliğimin güneşidir Beşiktaş.’ Sonra döndüm ve dedim ki; iyi ki Beşiktaş’lıyım.” sözleriyle bitirdi.

 

CEVAP VER